O’NUN GAZETECİLİĞİ

Uğur Mumcu, bu ülkede gazeteciliğin “denge” işi olmadığını öğretti.
Gerçekle yalan arasında denge olmazdı.
Ya gerçeğin yanında duracaksın ya da yalanın parçası olacaksın.

O, gazeteciliği haber yetiştirme telaşı olarak görmedi.
Onun için gazetecilik; bağlantıları açığa çıkarma, karanlığı dağıtma, kirli ittifakların ipliğini pazara çıkarma işiydi.
Bu yüzden en çok şunu yazdı, en çok da bunu hatırlattı.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”

Bu cümle, bir aforizmadan çok bir etik kuraldı.
Uğur Mumcu’nun kalemi, sezgilerle değil belgelerle konuşurdu.
İddia atmaz, kanıt koyardı.
İma etmez, isim verirdi.
Ve tam da bu yüzden hedef oldu.
Mumcu’nun yazılarında devlet kutsal bir varlık değildi. Aksine sorgulanması gereken bir yapıydı.
Onu sevmeyenler, tam da bu yüzden sevmedi.

Devlet, bazı dönemlerde yurttaşından değil, suçtan yana tavır alabilir.”

Bu cümle, Türkiye’de birçok kapıyı kapattı ama birçok göz de açtı.
Silah kaçakçılığı, tarikat-siyaset ilişkileri, derin devlet, kontrgerilla, terör-finans bağlantıları…
Bunlar onun için “riskli konular” değil, gazeteciliğin asli konusuydu.

Uğur Mumcu’nun cesareti, korkusuzluk değildi.
O, korkunun farkındaydı.
Ama korkunun, gerçeği susturmasına izin vermedi.
Bugün sıkça “aydın” kelimesini kullanıyoruz.
Ama Mumcu bize şunu öğretti.
Aydın olmak, alkış almaktan çok yalnız kalmayı göze almaktır.

O, popüler olmadı.
Herkesi memnun etmeye çalışmadı.
Yanlış gördüğüne “yanlış” dediği için hem sağdan hem soldan hedef alındı.

24 Ocak 1993’te patlayan bomba, bir gazetecilik anlayışını hedef aldı.
Ama başaramadılar.
Çünkü Uğur Mumcu’nun yazıları hâlâ okunuyor,
soruları hâlâ can yakıyor,
yöntemi hâlâ yol gösteriyor.
Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden yıllar geçti.
Ama yazdıkları eskimedi.
Çünkü Türkiye’de kirli ilişkiler değişti, yöntemler değişti, karanlık değişmedi.
Bugün hâlâ şu soruların peşindeysek, bu onun mirasıdır.
Kim, kiminle, neden yan yana?
Para nereden geliyor, nereye gidiyor?
Susmamız istenen yerde neden susmamalıyız?

Mezar taşında yazan söz, aslında Türkiye’ye bırakılmış bir nottur.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi.”
#uğurmumcu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir