TANRILARIN VİCDAN AZABI
Mitolojiye göre tanrıların tanrısı Zeus, sınır tanımayan bir tutkunun esiriydi. Muazzam gücüne rağmen, arzularının karşısında her zaman acizdi.
Hera ile evli olmasına rağmen, Olimpos’un zirvesinden yeryüzündeki ölümlülere kadar gözünün değdiği, güzelliğini işittiği her kadının peşine düşerdi. Sadakatsizlik, onun paratoneri gibiydi; sadakatsizliğin yarattığı o büyük fırtınaları ise tek bir şeyle dindirirdi: Çiçeklerle.
Zeus, her ihanetin ardından eve döndüğünde, suçluluk duygusunu ve Hera’nın gazabını örtbas etmek için eşinin yatağını fotoğrafta gördüğünüz bu mor çiçeklerle doldururdu.
En büyük aldatılışların, en görkemli çiçek buketleriyle taçlandırılması belki de insanlık tarihinin en eski ironisidir. Hera, Zeus’a ne kadar öfkeli, ne kadar kırgın olsa da o çiçeklerin kokusunda teslimiyeti ve sevilme arzusunu bulur, kokladıkça yumuşardı. Gücü dünyaları titreten koca bir tanrıçanın, bir avuç çiçeğe yenik düşmesi… Mitoloji, aslında insan kalbinin en zayıf odalarını anlatır bize.
Bu masalsı çiçek, süsengiller ailesinden bodur çiğdem. Anadolu’nun bağrında ona Sarıboğaz ya da Moryıldız da derler. Latince ismi ise hikayeyi daha da karartır: Romulea Tempskyana.
İsmini, Roma’yı kardeş kanıyla kuran Romulus’tan alır. Gücün, ihtirasın ve çiğnenen yeminlerin çiçeğidir bu. Sadece mitolojik tanrılar değil, tarihin en acımasız ve tutkulu figürlerinden biri olan İmparator Neron da tıpkı Zeus gibi bu çiçeği bir aşk iksiri, bir afrodizyak ve belki de bir günah çıkarma aracı olarak kullanmıştır.
Tarih ve mit, bu mor yaprakların altında hep aynı insan zaafında birleşir: Kusurları güzellikle örtme çabası.
Bugünlerde Datça kırsalına yolunuz düşerse, yeşilliklerin arasından size bakan bu moryıldızları bol bol görebilirsiniz.
Binlerce yıllık mitlerin yükünü taşır gibi gururlu ama bir o kadar da mahzun dururlar.
Onları sadece izleyin, ama lütfen koparmayın. Çünkü onlar, koparıldıkları an sadece toprağından ayrılmazlar; doğalarındaki o narin asilliği kaybederler.
Dokunulduğu an boyunlarını büken bu çiçekler, belki de Zeus’un vicdan azabını, Hera’nın kırgınlığını ve Neron’un kibrini taşımaktan yorulmuşlardır.
Bırakın, ait oldukları yerde, rüzgarla fısıldaşarak açmaya devam etsinler.

