MUĞLA’DA ORTAK BİLDİRİ: BİZ KAMUYUZ


Muğla’da düzenlenen “Plansız Kamulaştırma: Kamu Kararı mı, Acele Karar mı?” başlıklı panelin ardından yayımlanan sonuç bildirisi, Muğla genelinde tartışma yaratan acele kamulaştırma kararlarına ilişkin kapsamlı uyarılar içerdi.

10 Ocak 2026 tarih ve 10848 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Milas sınırları içindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç, Karacahisar ve Kayaderesi mahallelerinde toplam 679 parselin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca madencilik faaliyetleri için acele kamulaştırılmasına hükmedilmişti.
Panelde yapılan değerlendirmeler sonucunda yayımlanan bildiride, bu kararın “kamu yararı” gerekçesiyle alınmış olsa da kamunun bizzat kendisi açısından ağır mağduriyetler yaratacağı ifade edildi.

📌“Bu sadece mülkiyet meselesi değil

Sonuç bildirisine göre acele kamulaştırma kararları yalnızca tapuların el değiştirmesi anlamına gelmiyor. Kararın;tarımsal üretimi, yer altı ve yer üstü su kaynaklarını, yerel istihdamı, kültürel mirası ve gelecek kuşakların yaşam olanaklarını
doğrudan ve geri dönülmez biçimde etkileyeceği vurgulandı.

📌Su ve sağlık uyarısı

Bildiride, madencilik faaliyetlerinin toprakla sınırlı kalmadığı, yer altı ve yer üstü su varlıklarını da kirlettiği ve kuraklık riskini artırdığına dikkat çekildi. Özellikle Çamköy ve çevresindeki yeraltı sularının, Bodrum’un içme ve kullanma suyunun önemli bir bölümünü beslediği hatırlatıldı.
Üç termik santral ve çok sayıda maden sahasıyla çevresel baskı altında olan Muğla’da bu faaliyetlerin artmasının halk sağlığı açısından da ciddi riskler doğuracağı ifade edildi.

📌“Maden geçici, yıkımı kalıcı

Panelin sonuç bildirgesinde, bölgenin tarım–turizm–enerji–lojistik eksenlerinin kesiştiği, çok sektörlü bir yerel ekonomi potansiyeline sahip olduğu vurgulandı. Acele kamulaştırmanın ise bu yapıyı zayıflatarak bölgeyi tek sektöre mahkûm edeceği belirtildi.

Madencilik faaliyetlerinin geçici ve sınırlı istihdam yarattığına dikkat çekilen bildiride, faaliyetlerin sona ermesiyle geride işsizleşmiş ve toprağından koparılmış bir nüfus kalma riskine işaret edildi. Bu durum, yöreden yükselen “Maden geçici, yıkımı kalıcı” sözleriyle özetlendi.

📌Enerji gerekçesi sorgulandı

Makina ve Elektrik Mühendisleri Odalarının raporlarına atıf yapılan bildiride, Türkiye’de enerji arz güvenliği açısından bir risk bulunmadığı, termik santrallerin ise giderek verimsizleştiği vurgulandı. Muğla’nın yenilenebilir enerji açısından avantajlı bir konumda olduğu belirtilerek, aceleci ve tek seçenekli yatırımlar yerine uzun vadeli ve planlı bir enerji politikasına ihtiyaç olduğu ifade edildi.

📌“Biz Kamu’yuz

Sonuç bildirisi, kamulaştırmanın anayasal haklarla çelişemeyeceğini ve mağduriyet yaratamayacağını vurgulayarak şu ifadelerle sona erdi:
“Bu topraklar boş değildir. Tapu sadece bir kâğıt parçası değil, yaşam güvencesidir.
Bizler ‘Kamu Yararı’nın kamusuyuz.
Bu yanlış karardan dönülmesi için elimizden geleni yapacağız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir