BODRUM’DA PATLAYAN BORULAR VE MUSKİ’YE SORULAR

Tarih 15 Eylül 2022...
İspanya, Madrid... Marques de Vadillo bölgesinde 500 mm çapındaki ana içme suyu borusu patladı. Büyük miktarda su açığa çıktı, beraberinde toprak sürüklendi ve çevrede ciddi su baskını oluştu. Patlayan hat devreden çıkarıldı, sistem alternatif hatlarla beslendi ve su hizmeti yeniden sağlandı.
Tarih 31 Aralık 2024…
Almanya, Berlin… Büyük bir ana su borusunun patlaması Berlin’in geniş bir bölümünde su basıncının düşmesine, bazı bölgelerde ise tamamen kesilmesine neden oldu. Olay kent çapında hissedildi ve yüz binlerce kişinin su tedariki geçici olarak etkilendi.
Tarih 30 Nisan 2025…
Yine Berlin… Friedrichshain’daki Platz der Vereinten Nationen yakınında bir başka büyük ana hat patladı. Doğu ve kuzeydoğu Berlin’in birçok bölgesinde su kesintileri yaşandı.
Tarih 15 Temmuz 2025…
İngiltere, Londra… Güney Londra’nın Bermondsey bölgesinde Thames Water’a ait büyük bir ana su borusu patladı. 27 ev tahliye edildi, bir ilkokul kapatıldı ve 12 posta kodu bölgesinde düşük basınç veya su kesintisi yaşandı. Sokaklar ve araçlar su altında kaldı. Hat izole edildi, su tedariki kademeli olarak yeniden sağlandı.
Bunlar Avrupa’nın birkaç başkentinden sadece birkaç örnek.
Madrid’de 500 mm’lik ana hat patlıyor…
Berlin’de bir ana hat patlayınca yüz binlerce insan etkilenebiliyor…
Londra’da ana hat patlaması yüzünden insanlar evlerinden tahliye ediliyor.
Peki bunları neden anlatıyorum?
Kötüyü örnek göstermek için değil.
Bodrum‘da isale hattı patladı, ortalık ayağa kalktı.
Belediye, MUSKİ topa tutuldu.
Bizde kent meseleleri bazen toprağın altındaki fizikle değil, yerüstündeki gürültüyle ölçülüyor.
Muğla’da bir CTP, yani Cam Takviyeli Plastik boru patladığında akan sadece içme suyu değildir. Yerüstüne saçılan şey, siyasi hırsların ve fırsatçılığın köpüğüdür.
Oysa altyapının partisi, rozeti, ideolojisi olmaz.
Boru; malzeme ömrü dolduğunda, zemin hareket ettiğinde, basınç değiştiğinde ya da yıllar önce yapılmış yanlış bir tercihin bedeli ortaya çıktığında, başındaki belediye başkanının hangi partiden olduğuna bakmaz.
Londra’da 12 posta kodu bölgesi susuz kaldığında mühendislik ve altyapı konuşulurken, bizde neden ilk olarak hedefe belediye koltuğu konuluyor?
Elbette boru patlamasın.
Elbette insanların suyu kesilmesin.
Elbette yollar göle dönmesin, tonlarca içme suyu boşa akmasın.
Elbette bir turizm kentinde bu görüntüler yaşanmasın.
Ama dünyanın hiçbir kentinde, “Bizim su borularımız artık hiç patlamayacak” diye bir belediyecilik modeli henüz icat edilmedi.
Gazetecilik, akan suyun başında cep telefonuyla yayın yapıp panik tüccarlığına soyunmak değildir.
Ya da maden bulmuş gibi masa başında bol keseden sallamak değildir.
Gazetecilik, akan suya bakıp arkasındaki gerçeği araştırmaktır.
Skor gazeteciliği, “Bodrum yine göle döndü! Beceriksiz belediye, işbilmez MUSKİ” der ve geçer.
Hakikat gazeteciliği, o hattın ne zaman döşendiğini, hangi malzemeden yapıldığını, geçmişte kaç kez arıza verdiğini, kaç kilometrelik bölümünün yenilendiğini, kaç kilometresinin daha değiştirilmesi gerektiğini, bunun maliyetini ve takvimini sorar.
Ve aldığı cevabı da kamuoyuna anlatır.
Antik Roma‘nın su kemerlerinden bugüne, kenti yönetmek biraz da suyu yönetmek demektir.
Madrid, Berlin ya da Londra örnekleri bize “Bakın, onlar da beceremiyor” tesellisi sunmak için kıymetli değil.
Tam tersine…
Bize şunu gösterdikleri için kıymetli.
Bu işin doğasında arıza vardır; iyi yönetimin ölçüsü ise arızanın hiç yaşanmaması değil, arızaya nasıl müdahale edildiği ve aynı arızanın tekrar yaşanmaması için ne yapıldığıdır.
O yüzden gürültüyü kesip hesabı doğru yerden sormak zorundayız.
Hesap, patlayan borunun çıkardığı sesten sorulmaz.
Hesap şu üç soruyla sorulur:
Bu sorunlu hatların ne kadarı değiştirildi?
Ne kadarı kaldı?
Ve tamamı ne zaman yenilenecek?
Çünkü borunun siyasi partisi yoktur.
Ama o boruyu değiştirme sorumluluğu olanların hesabı vardır.
Ben de buradan MUSKİ yetkililerine bu soruları sormuş olayım.
Bu sorunlu hatların ne kadarı değiştirildi?
Ne kadarı kaldı?
Ve tamamı ne zaman yenilenecek?
Verecekleri cevapları kamuoyuna duyurmak da başım gözüm üstüne…
