GADIN MOOLAM’DA BU NASIL SÖZ!

Antik Çağ’dan bu yana Muğla’da kadın, salt bir cinsiyet değil, hayatın kendisidir.

Karia’dan Likya’ya, bu topraklarda kadın olmak, soyun taşıyıcısı, toprağın emekçisi, evin direği, meydanın sesidir.

Likya’da kadınlar şehir vatandaşı sayılırdı. Miras hakkına sahiptiler. Karia’da ise soy, anneden yürürdü. Erkekler evlenince kadının evine taşınır, bazı liderlik görevleri kadınlar üzerinden devredilirdi. Herodot dahil birçok antik yazar, bu topraklarda kadının izini sürdü.

Muğla’nın belleğinde bu kadim eşitlik hâlâ yaşar. O yüzden yerelde şöyle derler:

Muğla’nın kadını da, erkeği de birdir.”

Zeytinlikte kadını görürsün, bademde, tütünde…

Serada sabah ezanından önce o vardır.

Pazarda tezgâhın başında, düğünde davulun ardında, direnişte barikatta yine o vardır.

Sadece evde değil, hayatın her cephesindedir.

Muğlalı bir şeyi güzelleştirmek istedi mi başına “gadın” koyar.

Gadın Allahım”… “Gadın Moolam”… “Gadın gızım”…

Çocuk azarlarken bile sevgi eksik olmaz.

Gadın olum, n’ide öle ettin?”

Yani Muğla’da “kadın”, hem saygının hem sevdanın sesidir.

 

Ama gelin görün ki bu kadim coğrafyada Muğlaspor Teknik Direktörlüğü yapan Yalçın Koşukavak basın toplantısında kadın gazetecileri küçümsüyor.

Diyor ki:

Sizde şimdi soru da yoktur. Bilsem kısırımı da altınımı da alırdım, gün yapardık.”

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Gadın Moolam’da, bu nasıl söz!

Karşında “gün yapmaya” gelmiş kadınlar yok Sayın Koşukavak.

Gazeteciler var.

O salonda kadın ya da erkek yok aslında.

Muhabir var.

Gazeteci var.

Soru soran var.

Kamu adına işini yapan insanlar var.

Bir kadın gazetecinin önündeki mikrofonu görmeyip elinde kısır tabağı hayal ediyorsanız, sorun o gazetecide değil, sizde.

Üstelik mesele sadece “kısır” ya da “altın günü” meselesi de değil.

O sözün arkasında çok eski bir bakış var.

Kadın futboldan ne anlar?

Kadının basın toplantısında ne işi var?

Kadınların olduğu yerde olsa olsa gün yapılır…

İşte itiraz tam da buna.

Futbol yıllarca erkeklerin mülküymüş gibi görüldü. Tribünü erkek, yönetimi erkek, teknik kulübesi erkek, basın tribünü erkek…

Kadın gelince şaşırdılar.

Kadın hakem oldu, şaşırdılar.

Kadın yönetici oldu, şaşırdılar.

Kadın spor muhabiri oldu, yine şaşırdılar.

Oysa şaşırılacak hiçbir şey yok.

Asıl şaşırılması gereken, 2026 yılında hala bir kadının mesleki kimliğinin önüne cinsiyetinin konulabilmesi.

Menteşe Kadın Platformu ile Muğla Barosu’nun tepki göstermesi bu yüzden önemli.

Çünkü mesele Yalçın Koşukavak’ın bir basın toplantısında kurduğu tek bir cümleden ibaret değil.

Mesele zihniyet.

Belki Koşukavak “Şaka yaptım” diyecektir.

Belki “Yanlış anlaşıldım” diyecektir.

Belki de “Kötü niyetim yoktu” diyecektir.

Olabilir.

Ama insan bazen kötü niyet taşımadan da kötü bir söz söyleyebilir.

Bunun çaresi de basit:

Yanlış yaptım” dersin.

Özür dilerim” dersin.

Büyüklük biraz da budur.

Hele ki formasında Muğla’nın adını taşıyan bir kulübün teknik direktörüysen, bulunduğun kentin kültürünü de biraz tanımak gerekir.

Çünkü burası Muğla.

Burada kadın tarladadır.

Pazardadır.

Belediyededir.

Barodadır.

Gazetededir.

Tribündedir.

Basın toplantısındadır.

Ve gerektiğinde soruyu da sorar.

Hem de öyle bir sorar ki, önüne kısır koyup geçiştiremezsin.

O yüzden Sayın Koşukavak; bir dahaki basın toplantısına kısırınızı da altınınızı da getirmeyin.

Kadın gazetecilere verecek düzgün cevaplarınızı getirin.

Çünkü onlar oraya “gün” yapmaya değil,

işlerini yapmaya geliyorlar.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir