KARYA’NIN SON KRALİÇESİ

Milas… Karya’nın kalbinde, anaerkil bir belleğin yankılandığı toprak.
Bir zamanlar Artemis’in ormanlarla gezindiği, Asteria’nın yıldızlarla konuştuğu bu coğrafyada, kadim zamanlardan bugüne taşınan bir hakikat var.

“Toprağı erkek çizer, ama hikayeyi kadın anlatır.”

Bugün o anlatıcı,
adı Işık, yüreği kök gibi sağlam bir kadın Nejla Işık .

İkizköy’de bir sabah, kömür şirketlerinin dozeri ormana ilk kez diş geçirmeye çalıştığında, ağaçlardan önce bir kadın dikildi karşılarına.
Omuzlarında anaların duası, ellerinde çocukların oyuncağı, dilinde yalnızca bir cümle vardı.

“Burada yaşam var. Ve ben bu yaşamın nöbetçisiyim.”

Akbelen Ormanı, kömür uğruna talana açılmak istendiğinde, Nejla Işık sadece bir köylü değil, bir çağ oldu.
Taş gibi susturulan köylerin, devlete küsmüş kadınların, toprağı babasından değil annesinden öğrenmiş çocukların sözü oldu.

Aylarca, yıllarca ormanın kenarında kurulan nöbet çadırında yaşadı.
Kimi günlerde yağmurun altında, kimi günlerde jandarmanın gölgesinde.
Ama hep oradaydı.
Bir fidan gibi.

Bu direniş öyle büyüdü ki, Türkiye’yi aştı.
Ve 2023’te, BBC’nin “Dünyayı değiştiren 100 kadın” listesine girdi.
Bir İkizköylü kadın, kömür şirketlerine karşı verdiği mücadeleyle dünyanın ilham verici kadınları arasına yazıldı.

Onu listelere sokan şey salt direnişi değil, hayata ve doğaya olan inadıydı.
BBC için röportaj verdiği gün, üzerindeki kıyafet bile tozlu, çadırdan çıkmış gibiydi.
O, şehre inen değil, köyden doğrulan bir ışıktı.

Mart 2024’te, İkizköy’de muhtar adayı oldu.
Karşısında şirketle yakın bağları olduğu iddia edilen bir aday vardı.
Seçim, bir yerel idare meselesi olmaktan çıktı.
Köylüler oy pusulasına yalnızca bir isim değil, bir taraf yazdı. Ya doğa, ya şirket!
Ve 93 oyla kazandı.
İkizköy, kendi Artemis’ini seçti.

Ama mücadele burada bitmedi.
Bugünlerde Nejla Işık, Muğla’dan çıkıp Ankara sokaklarında.
Yoldaşlarıyla parkta uyuyor, yıldız yorgan altında.
Elinde bir pankart, arkasında yılların direnişiyle birlikte Meclis’in kapısında nöbet tutuyor.
Yeni Maden Yasası’na karşı.
Daha fazla ormanın, daha fazla zeytinin, daha fazla suyun “feda edilmemesi” için.

Yandaş basın yok, havuz kameraları yok.
Ama o orada.
Kendini değil, çocukların geleceğini savunuyor.

Diyor ki,

“Biz bu topraklara dedemizin mezarını bile kıyamazken,
onlar dağı, zeytini, ormanı yok sayıyor.”

Bu sözün içindeki o kadim yankıyı yalnızca anlayanlar duyabilir.
Çünkü o ses, geçmişin mitlerinden gelen bir sestir.
Karya kraliçelerinin, Likya’lı savaşçı kadınların,
ana tanrıçaların sesidir bu.

Nejla Işık sadece bir muhtar değil, bir çağrıdır.

“Toprağına sahip çık, çünkü o senin kimliğindir.”

Bu çağrının yankısı büyüyor.
Ormanlar, zeytinlikler, dereler onun sesiyle konuşuyor artık.
Milas mitolojisine yeni bir figür daha yazıldı.
Nejla Işık, direnenin, inananın, toprakla kardeş olanın adı oldu.
Belki tarih adını kraliçe diye yazmayacak ama Karya toprakları onu öyle anacak.
Ve belki de şu sözü kulaktan kulağa fısıldanacak.

“Evde, tarlada, sokakta ve mücadelede kadınlar… Onlar dünyayı güzelleştirenler ve şüphesiz onu kurtaracaklar.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir