O FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ

Pandemi günleri…
İnsanların birbirinden kaçtığı, nefesin bile mesafe ölçtüğü zamanlar.
Devlet çizgiyi çekmiş.
60 yaş üstü sokağa çıkamaz.”
Hafta sonlarıysa, kimse çıkamaz!
Ama takvim başka bir şey söylüyor.
Takvim 1 Mayıs diyor.
Bazı günler vardır…
Yasakla durdurulamaz.
Datça’da bir avuç insan karar verdi:
Sembolik de olsa, eksik de olsa, korkuya rağmen…
1 Mayıs yaşatılacaktı.
Kaymakamlıkla, emniyetle görüşmeler yapıldı.
Al takke, ver külah…
Sonunda bir uzlaşma çıktı:
Sadece 50 kişi.
Lakin umut sayıyla ölçülmez.
İbrahim Çiftçioğlu’na haber verildi.
Evde durur mu?
Attı kendini sokağa.
Bir elinde kızıl bayrak…
Bir elinde su şişesi…
Yüzünde çocukça bir gülümseme…
Yüreğinde yılların biriktirdiği umut…
Yürüyordu.
Atölyesinde ağır ağır yürüyen o adam,
o gün sanki zamana karşı koşuyordu.
Ben fotoğraf makinamı çıkarana kadar
o çoktan meydana ulaşacaktı.
O yüzden…
Bir anlık refleksle, cebimdeki telefonla bastım deklanşöre.

Ve işte o an…
Bir kareye sığdı.
Sadece bir yürüyüş değildi bu…
Bir duruştu…
Bir inattı…
Bir ömürlük taraf olma hali…
Belki de bu yüzden bu fotoğraf, İbrahim Çiftçioğlu’nu anlatan en gerçek karelerden biri oldu.
Çünkü bazı insanlar poz vermez.
Yaşar.
Anısına selam olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir