AHMET ARAS MUĞLALILAR’A “HADSİZ” DEDİ Mİ?

Muğla bu sabaha bir sosyal medya paylaşımıyla başladı.
Ahmet Aras, Şanlıurfa’ya yönelik saygı mesajı içeren bir açıklama yaptı. Paylaşımda, geçen günlerde oynanan maçta Urfa’ya yönelik olumsuz davranışların Muğlaspor taraftarına mal edilemeyeceğini vurguladı.
Ancak kısa süre sonra bazı mecralarda bambaşka bir başlık dolaşıma girdi:
“Aras, Muğlalılara hadsiz dedi.”
Sert.
Kışkırtıcı.
Tıklanır.
Ama sonra dönüp metnin kendisine bakıyorsunuz.

Orada ne var?
Ne tüm Muğla’yı hedef alan bir ifade, ne de genelleme.
Evet…
Metnin ilk halinde “birkaç kendini bilmez hadsiz” ifadesi yer alıyordu.
Ama bu söz, Muğla halkına değil, belirli bir olayda saygısızlık yaptığı iddia edilen sınırlı bir gruba yönelikti.
Nitekim tepkilerin ardından bu ifade paylaşımın sonraki versiyonlarında yer almadı.

Yani ortada iki gerçek var:
Bir söz var.
Ama o sözün hedefi başka, servis ediliş biçimi bambaşka.
Tam tersine metnin genelinde:
Bir şehre saygı var.
Bir gerilimi düşürme çabası var.
Ve en önemlisi:
“Bu davranış Muğlaspor taraftarına mal edilemez” diyerek Muğlalılar‘ı koruyan bir refleks var.
Peki o zaman o başlıklar nereden çıktı?
Cevap basit ama rahatsız edici:
Başlık, gerçeği anlatmak için değil gerçeği yönlendirmek için atılıyor.
Gazeteciliğin temel kuralı nettir:
Okuyucuya olanı verirsin.
Nasıl düşüneceğini değil.
Ama bugün geldiğimiz noktada, bazı başlıklar haber vermiyor.
Okuyucunun zihnine bir duygu yerleştiriyor:
Öfke.
Tepki.
Kutuplaşma.
Çünkü en hızlı yayılan şey bilgi değil,
duygudur.
Artık yöntem çok tanıdık:
Bir cümleyi al,
bağlamından kopar,
genelle,
sertleştir…
ve servis et.
Sonra ne olur?
Kimse metni okumaz.
Kimse bağlama bakmaz.
Herkes başlığa tepki verir.
Ve gerçek daha ilk cümlede kaybolur.
Buradaki sorun sadece bir başlık değil.
Daha büyük bir şey:
Güven erozyonu.
Şunu da söylemek gerekir:
Futbol sahaları, her zaman birkaç kendini bilmez hadsiz tarafından kirletilmeye çalışılır.
Ama bedelini yüzlerce, binlerce gerçek taraftar öder.
Bu yüzden mesele bir kelimeyi büyütmek değil, o kelimenin kime ait olduğunu doğru anlatmaktır.
Çünkü hadsizlere prim verildiğinde, sadece bir tartışma değil, gerçeğin kendisi kaybeder.
Ahmet Aras’ın yerinde olsam o paylaşımın kelimesine dokunmazdım.
Üstüne alan alırdı.

