BİR BARİKATIN İKİ YÜZÜ
Devlet ayakta durur, yurttaş oturur.
Ama bu bir teslimiyet değil. Bu, yer çekimine karşı ahlaki bir tercihtir.
Ayakta olanlar düzeni temsil eder. Düz çizgiler, hizalar, emir-komuta.
Oturanlar ise hayatı. Dağınık, yaralı, konuşkan ve dirençli.
Felsefe şunu öğretir: İktidar dik durmayı sever; özgürlük ise çoğu zaman eğilir, çömelir, yere yakın olur. Çünkü toprakla temas eden bilir ki, hiçbir güç sonsuza dek ayakta kalmaz.
Burada bir an durur zaman.
Kalkanlar paslanacaktır. Üniformalar değişecektir. Emirler unutulacaktır.
Ama yere oturanların hafızası kalacaktır.
Direnmek bazen yürümek değil, çekilmemektir.
Bazen kazanmak değil, yenilmemektir.
Bazen de sadece şunu demektir.
“Beni buradan kaldıramazsın, çünkü ben burayı vicdanımla tutuyorum.”
Ve tarih, her zaman olduğu gibi, sessizce not alır.

