USLU BELEDİYECİLİK (!)
Datca Sevgi Yolu’nda denizin mavisine örülen o taş duvarları ve kamusal alanı adeta “mülkleştiren” o oteli artık hepimiz biliyoruz.
Hani Datça Belediye Başkanı Sayın Aytaç Kurt ’un bir dönem kararlı bir sesle, “Şubat ayında yıkacağız” sözünü verdiği ancak takvimler yaprak yaprak dökülürken bir türlü yıkamadığı o malum kaçak yapı…
İşte bu otelin bir de mühürlü iskelesi var.
”Kaçak” sıfatını biz yakıştırmıyoruz.
Bizzat Datça Belediyesi’nin yaklaşık 2.5 yıl önce tuttuğu resmi tutanak söylüyor:
“Ruhsatsız” ve “Ruhsat ve eki projelere aykırı.”
Datça Belediyesi o tarihte mührünü vurdu, imzalar atıldı.

Peki, sonra ne oldu?
Hiç.
Aradan koca yıllar geçti.
Yerinde yeller eseceğine, iskele yükselmeye devam etti.
Bugünlerde, sezon öncesi o mühürlü yapıda hummalı bir tadilat çalışması gözleniyor.
Ortada bir tutanak var. Kapıda bir mühür var. Ama sahada “eski hamam eski tas” bir düzen var.

Kamuoyu şimdi şu soruyu soruyor:
Madem bir aykırılık tespit edildi, madem yasalar çiğnendi; o halde bu karar neden uygulanmadı?
Kimin gücü, hukukun ve kamunun gücünün önüne geçti?
Datça’da mesele artık sadece birkaç metrekarelik bir iskele meselesi değil.
Asıl mesele; devletin mühür namusunun korunup korunmadığı ve kamusal denetimin kimlere karşı işletildiğidir.

