MİLAS’TA ZEYTİN SİYASETİ ÜZERİNE

CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’e ait olduğu belirtilen bir arazide zeytin ağaçlarının kesildiği iddiası, bugün Muğla gündeminin merkezine oturdu. Altı çizilmesi gereken ilk nokta şu: Bu bir iddiaydı ve doğrulanması gerekiyordu.
Bu amaçla gün içinde Ahmet Kılbey’i öğle saatlerinden itibaren defalarca aradım, ancak telefonlara yanıt alamadım. Ardından WhatsApp üzerinden mesaj gönderdim; buna da bir dönüş olmadı. Daha sonra tekrar aradığımda telefonun kapalı olduğu görüldü. Uzun süre kamuoyuna herhangi bir açıklama gelmedi.
İddialar kamuoyunda geniş yankı bulurken, konu kısa sürede siyasi polemiklerin de parçası hâline geldi. AKP Muğla Milletvekili Kadem Mete, iddialar üzerinden Akbelen‘i unuturcasına CHP’yi eleştiren açıklamalarda bulundu; CHP cephesinden de karşılık geldi.
Yaklaşık bir iki saat önce ise Ahmet Kılbey’den yazılı bir basın açıklaması paylaşıldı. Kılbey, zeytin ağaçlarını kendisinin kestirmediğini, söz konusu arsayı daha önce sattığını ifade etti. Açıklamayla birlikte noter tasdikli bazı belgeler de kamuoyuna sunuldu. Ancak bu belgelerin tapuda tamamlanmış bir satış işlemine değil, iki kişi arasında imzalanmış bir anlaşmaya dayandığı görülüyor.

Sunulan belgeler, hukuken geçerli olmakla birlikte, bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Belgelerde tapuda yapılmış ve resmiyet kazanmış bir satış kaydına rastlanmazken, buna rağmen bir gün sonra düzenlendiği görülen ve satış dahil çok geniş yetkiler içeren bir vekâletnamenin verilmiş olması dikkat çekiyor.
İnsan, doğal olarak şu soruyu sormadan edemiyor
Bir gün önce satıldığı belirtilen bir taşınmaz için, neden ertesi gün bu kadar kapsamlı bir vekâletname düzenlenir?
Öte yandan, arsanın satıldığı belirtilen kişinin Milas Belediyesi’nde ruhsat bölümünde çalışan ve Ahmet Kılbey’in damadı olduğu iddia edilen bir isim olduğu da siyasi kulislerde dile getiriliyor. Bu iddia, özellikle AKP cephesinden kamuoyuna yansıtılıyor. Ancak bunlar kanıtlanmış iddialar değil.

Tüm bu tartışmaların ortasında, aslında çözüm oldukça basit görünüyor. Ahmet Kılbey’in telefonunu açıp basının sorularına doğrudan yanıt vermesi, belgeleri ayrıntılarıyla açıklaması, kamuoyunda oluşan şüphelerin önemli bir kısmı kendiliğinden dağılabilir.
Siyasette sessizlik çoğu zaman gerilimi azaltmaz, aksine artırır. Kamuoyunun merak ettiği sorulara zamanında ve açık yanıtlar verilmesi ise hem siyaset kurumuna hem de toplumsal güvene katkı sağlar.

