BU DOSYA KOLAY KOLAY KAPANMAZ

Bazı dosyalar vardır; bir iddiayla başlar, bir belgeyle büyür, sessizlikle ağırlaşır.
Milas’taki zeytin ağaçlarının kesildiği iddiası da tam olarak böyle bir dosya hâline geldi.
Başlangıçta soru tekti.
CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’e ait olduğu belirtilen bir arsada zeytinler kesildi mi, kesilmedi mi?
Bu bir iddiaydı.
Doğrulanması gerekiyordu.
Gün içinde kendisine ulaşılamadı. Telefonlar açılmadı, mesajlar yanıtsız kaldı. Tartışma büyüdü, siyasete sıçradı. AKP açıklama yaptı, CHP yanıt verdi. Ve saatler sonra Ahmet Kılbey’den yazılı bir basın açıklaması geldi.
Kılbey, zeytinleri kendisinin kestirmediğini, söz konusu arsayı sattığını açıkladı.
Milas’taki zeytin ağaçlarının kesildiği iddiası da tam olarak böyle bir dosya hâline geldi.
Başlangıçta soru tekti.
CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’e ait olduğu belirtilen bir arsada zeytinler kesildi mi, kesilmedi mi?
Bu bir iddiaydı.
Doğrulanması gerekiyordu.
Gün içinde kendisine ulaşılamadı. Telefonlar açılmadı, mesajlar yanıtsız kaldı. Tartışma büyüdü, siyasete sıçradı. AKP açıklama yaptı, CHP yanıt verdi. Ve saatler sonra Ahmet Kılbey’den yazılı bir basın açıklaması geldi.
Kılbey, zeytinleri kendisinin kestirmediğini, söz konusu arsayı sattığını açıkladı.
Peki, dosya burada kapandı mı?
Hayır.
Hayır.
Çünkü açıklamayla birlikte paylaşılan belgeler, soruları bitirmedi; aksine çoğalttı.
Ortada tapuda tamamlanmış bir satış işlemi yoktu.
Buna karşılık iki belge dikkat çekiyordu.
Bir satış ön sözleşmesi ve hemen ertesi gün düzenlenmiş, satış dahil çok geniş yetkiler içeren bir vekâletname.
Ve bu vekâletnamenin verildiği isim sıradan biri değildi.
Vekil olarak yetkilendirilen kişi, Milas Belediyesi’nde ruhsat ve denetimden sorumlu bir görevli: Cenk Soydan‘dı.
Aynı kişi, satış ön sözleşmesinde arsayı alan taraf olarak da yer alıyordu.
Ortada tapuda tamamlanmış bir satış işlemi yoktu.
Buna karşılık iki belge dikkat çekiyordu.
Bir satış ön sözleşmesi ve hemen ertesi gün düzenlenmiş, satış dahil çok geniş yetkiler içeren bir vekâletname.
Ve bu vekâletnamenin verildiği isim sıradan biri değildi.
Vekil olarak yetkilendirilen kişi, Milas Belediyesi’nde ruhsat ve denetimden sorumlu bir görevli: Cenk Soydan‘dı.
Aynı kişi, satış ön sözleşmesinde arsayı alan taraf olarak da yer alıyordu.
Burada sormak gerekiyor:
Bir taşınmazı satın alacak kişi, neden aynı zamanda o taşınmaz üzerinde satış dahil her türlü tasarruf yetkisini de vekâleten alır?
Tapu devri henüz yapılmamışken, neden bu kadar kapsamlı bir vekâletname düzenlenir?
Ve en önemlisi: Belediyede ruhsat ve denetim gibi kritik bir görevde bulunan bir isim, kendi adına işlem gören bir arsa sürecinin tam merkezinde yer alabilir mi?Sorular bununla da bitmedi.
Bir taşınmazı satın alacak kişi, neden aynı zamanda o taşınmaz üzerinde satış dahil her türlü tasarruf yetkisini de vekâleten alır?
Tapu devri henüz yapılmamışken, neden bu kadar kapsamlı bir vekâletname düzenlenir?
Ve en önemlisi: Belediyede ruhsat ve denetim gibi kritik bir görevde bulunan bir isim, kendi adına işlem gören bir arsa sürecinin tam merkezinde yer alabilir mi?Sorular bununla da bitmedi.
AKP tarafından yapılan açıklamada, arsanın satıldığı belirtilen Cenk Soydan’ın Ahmet Kılbey’in damadı olduğu ifade edildi. Bu açıklama, tartışmayı kişisel bir savunmanın ötesine taşıdı ve dosyaya yeni bir katman ekledi.
Şimdi sorular daha da net.
Bir ilçe başkanının, akrabalık bağı bulunduğu açıklanan, üstelik belediyede ruhsat ve denetlemeden sorumlu bir kişiyle bağlantılı bir taşınmaz süreci neden kamuoyuna daha baştan şeffaf biçimde anlatılmaz?
Bir ilçe başkanının, akrabalık bağı bulunduğu açıklanan, üstelik belediyede ruhsat ve denetlemeden sorumlu bir kişiyle bağlantılı bir taşınmaz süreci neden kamuoyuna daha baştan şeffaf biçimde anlatılmaz?
Ahmet Kılbey’in damadına; yıkım ruhsatı alma, inşaat yaptırma ve projelerde değişiklik yapma gibi geniş yetkiler vermesi hem mülkiyet hem de denetim süreçlerinin aynı kişiler arasında toplanması anlamına gelmiyor mu?
Bu süreçte belediyede görevli bir ismin yer alması tesadüf mü, yoksa izaha muhtaç bir tercih midir?
Hukuken mümkün olan her şey, etik olarak da doğru mudur?
Siyasette “yapılabilir” olanla “yapılmaması gereken” arasındaki çizgi nerede başlar?
Bu süreçte belediyede görevli bir ismin yer alması tesadüf mü, yoksa izaha muhtaç bir tercih midir?
Hukuken mümkün olan her şey, etik olarak da doğru mudur?
Siyasette “yapılabilir” olanla “yapılmaması gereken” arasındaki çizgi nerede başlar?
Bu sorular, kimseyi peşinen suçlamak için değil, kamu adına sormak için soruluyor.
Çünkü burada tartışılan sadece bir arsa değil.
Bir zeytinlik de değil.
Asıl mesele, siyasetin, akrabalık ilişkilerinin ve belediyedeki yetkilerin aynı noktada kesiştiği bir alanın yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığı.
Çünkü burada tartışılan sadece bir arsa değil.
Bir zeytinlik de değil.
Asıl mesele, siyasetin, akrabalık ilişkilerinin ve belediyedeki yetkilerin aynı noktada kesiştiği bir alanın yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığı.
Belki de tüm bu tartışma, tek bir adımla sona erebilir.
Ahmet Kılbey çıkıp, telefonlara yanıt verip,
belgeleri tek tek anlatıp, “neden böyle oldu?” sorusuna açık ve sade cevaplar verirse…
O zaman bugün sorulan birçok soru kendiliğinden anlamını yitirir.
Çünkü siyasette sessizlik çoğu zaman savunma değildir, boşluğu büyüten bir tercihtir.
Ve o boşluğu da, er ya da geç, sorular doldurur.
Ahmet Bey, telefonu açmıyor ama buradan bir kez daha sormak gerekiyor.
Ahmet Kılbey çıkıp, telefonlara yanıt verip,
belgeleri tek tek anlatıp, “neden böyle oldu?” sorusuna açık ve sade cevaplar verirse…
O zaman bugün sorulan birçok soru kendiliğinden anlamını yitirir.
Çünkü siyasette sessizlik çoğu zaman savunma değildir, boşluğu büyüten bir tercihtir.
Ve o boşluğu da, er ya da geç, sorular doldurur.
Ahmet Bey, telefonu açmıyor ama buradan bir kez daha sormak gerekiyor.
📌Bir gün önce sattığınızı açıkladığınız bir arsa için,neden ertesi gün satış dahil bu kadar kapsamlı bir vekâletname verdiniz?
📌Eğer arsa satıldıysa,neden tapuda resmî devir işlemi yapılmadı?
📌Bugün itibarıyla söz konusu arsa,
hukuken ve tapu kayıtlarında hâlâ sizin adınıza mı görünüyor?
📌Ve en önemlisi; Arsayı alan kişi, Milas Belediyesi’nde Ruhsat ve Denetimden sorumlu görevde bulunan ve AK Parti tarafından damadınız olduğu açıklanan Cenk Soydan mıdır?
📌Eğer arsa satıldıysa,neden tapuda resmî devir işlemi yapılmadı?
📌Bugün itibarıyla söz konusu arsa,
hukuken ve tapu kayıtlarında hâlâ sizin adınıza mı görünüyor?
📌Ve en önemlisi; Arsayı alan kişi, Milas Belediyesi’nde Ruhsat ve Denetimden sorumlu görevde bulunan ve AK Parti tarafından damadınız olduğu açıklanan Cenk Soydan mıdır?
Bu sorular kişisel değil, kamusaldır.
Yanıtları da, sadece bir ilçe başkanını değil,
siyasetin şeffaflık iddiasını ilgilendirmektedir.
Camus’ün dediği gibi, insan bazen gerçeği söylemediği için değil, söyleyemediği için suç ortağı olur. Siyasette bu, daha da ağırdır.
Çünkü siyaset, susarak değil; hesap vererek ayakta durur.
Ve güneş hâlâ tepede.
Sorular hâlâ yerde.
Yanıtları da, sadece bir ilçe başkanını değil,
siyasetin şeffaflık iddiasını ilgilendirmektedir.
Camus’ün dediği gibi, insan bazen gerçeği söylemediği için değil, söyleyemediği için suç ortağı olur. Siyasette bu, daha da ağırdır.
Çünkü siyaset, susarak değil; hesap vererek ayakta durur.
Ve güneş hâlâ tepede.
Sorular hâlâ yerde.

