BU KİMİN ESERİ?
Evet, iklimler değişiyor.
Bir anda bardaktan boşalırcasına yağan yağmur…
Bir anda yön değiştiren, şiddetlenen fırtına…
Afet günlerinden geçiyoruz.
Ama bu bir sürpriz değil.
Bilim insanları yıllardır söylüyor, uyarıyor, raporlar yazıyor.
Aşırı yağış olacak diyorlar.
Toprak suyu tutamazsa felaket olur diyorlar.
Beton, asfalt, yanlış zemin müdahaleleri risk üretir diyorlar.
Bir ağacın bile ne kadar önemli olduğunu anlatıyorlar.
Peki yönetenler bilimi dinliyor mu?
Datça’nın 330 Sokak’ında yapılan asfalt çalışmaları bu sorunun sahadaki karşılığı gibi duruyor. Çalışmalar sırasında ağaçlar söküldü. Parke yolların üzeri asfaltla kaplandı. Sonuç mu? İlk ciddi yağmurda toprak kaydı, zemin çözüldü, su akacak yer bulamadı.
Datça’nın Sesi’ne ulaşan bir Datçalı, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“330 Sokak’ta, asfalt çalışmaları için ağaçların söküldüğü sokağın hemen başında oturuyorum. Bu çalışmaların ne kadar plansız yapıldığını ne yazık ki birebir yaşayarak gördük.
Yağmurla birlikte, sökülen ağaçların olduğu noktadan toprak akmaya başladı. Parkelerin söküldüğü yolda asfaltın altından da toprak kayıyor. Bu nedenle bahçem tamamen su ve çamur içinde kaldı.
Çalışmalar biraz daha sürseydi, evime su basması kaçınılmazdı.
Eşimle birlikte sırılsıklam halde belediyeye gittik. Bize, yaşananların kendi çalışmalarıyla ilgili olmadığı söylendi. Oysa video kayıtları hem bizde hem de belediyenin elinde mevcut.
Yaklaşık iki saat sonra Fen İşleri’nden personel geldi; ancak yapılan tek şey yolu süpürmek oldu. Ne bir önlem alındı ne de kalıcı bir çözüm üretildi.
Açıkçası artık umudum kalmadı. Neye dokunsalar başka bir yeri bozuyorlar. Bu nedenle durumu CİMER’e şikâyet edeceğim.”
Bu bir feryat.
Bu, sadece “başımıza gelen bir doğa olayı” değil; yönetim tercihlerinin sahaya yansıması.
Datça’nın Sesi, 2 Ocak’ta tam da bu noktaya dikkat çekmişti:
“330 Sokak’ta parke taşların üstüne asfalt dökmeyi hangi akıl, hangi bilim, hangi vicdan kabul eder? İzmir’de yıllar önce Belediye Başkanı Osman Kibar bütün parke yolları asfaltlamıştı. Adı ‘Asfalt Osman’ kaldı. O gün alkışlanan bu karar, yıllar sonra utançla anıldı. Çünkü yağmur suyu toprağa inmedi. Yeraltı suları tükendi. Sel geldi, taşkın geldi, evlerin zemin katlarına felaket geldi. Umarım Datça’da olmaz.”
Maalesef oldu.
Bu kimin eseri?
Ve asıl soru şu:
Bu vatandaşın uğradığı zararı kim, nasıl ve ne zaman karşılayacak?
Bilim mi yok sayıldı?
Uyarılar mı ciddiye alınmadı?
Yoksa “olmaz” denilen şeyler, yine olduktan sonra mı fark edildi?

