AĞAÇ AYNI AĞAÇ, HUKUK AYNI HUKUK AMA…

Özgür Çetin iyi yakalamış.
Bazı belgeler vardır, zaman aşımına uğramaz.
Çünkü utanç eskimez.
Yıl 2020.
Datça Belediyesi resmi sosyal medya hesabından bir açıklama yapıyor.
“Kamu malı içerisinde kalan ağaçlara, şahıs kendi dikmiş olsa bile belediye dışında kimse müdahale edemez. Budamak, kesmek kamu malına zarar vermektir. Tutanak tutulur, savcılığa suç duyurusunda bulunulur.”
Altında fotoğraflar var.
Kesilmiş dallar, yere düşmüş yapraklar.
Mesaj net.
Ağaca dokunma. Suçtur.
Aradan yıllar geçiyor.
Yasa değişmiyor.
Kamu tanımı değişmiyor.
Ağaç yine kamu malı.
Ama bir şey değişiyor: Kesen el.
Bugün Datça sokaklarında, kaldırımlarda aynı ağaçlar bu kez belediyenin kendi ekipleri tarafından kesiliyor.
Testere bu kez “yetkili”.
Kök bu kez “engel”.
Gölge bu kez “sorun”.
Soruyorum:
2020’de suç olan şey,
2026’da nasıl “hizmet” oluyor?
Hukuk mu değişti?
Hayır.
Ağaç mı değişti?
Hayır.
Değişen tek şey şu.
Kesenin kim olduğu.
Dün vatandaş budadı diye suçtu,
bugün belediye kesti diye çözüm.
Demek ki mesele kaldırım değil.
Demek ki mesele engelli erişimi değil.
Demek ki mesele standart değil.
Mesele şu:
Yetki sende mi, değil mi?
Oysa aynı belediyenin dün savunduğu şey bugün de doğru:
Kaldırımlar kamusal alandır.
Ama kamusal alan, beton dökmek için değil, yaşatmak için vardır.
Datça’da yapılan şu.
Projeye uymayan ağaç değil,
ağaca uymayan proje korunuyor.
Daha vahimi ne biliyor musunuz?
Bu iş “teknik hata” diye geçiştirilemez artık.
Çünkü ortada kendi kendini yalanlayan bir belediye arşivi var.
2020’de yazılmış, mührü vurulmuş,
herkese parmak sallayan bir metin duruyor karşımızda.
O metin bugün belediyeye şunu söylüyor.
“Sen de suç işliyorsun.”
Ama kim tutanak tutacak?
Kim savcılığa gidecek?
Kim kime işlem yapacak?
İşte mesele burada düğümleniyor.
Bu yüzden bu yazı bir serzeniş değil.
Bir çevre romantizmi hiç değil.
Bu yazı kayıttır.
Ve tarih şunu not ediyor.
Ağaç aynıydı.
Hukuk aynıydı.
Suç aynıydı.
Değişen tek şey,
testereyi tutan eldi.
Eski başkan Gürsel Uçar seçim dönemi “Beni çok ararsınız” demişti?
Gülmüştüm.
Datça arıyor mu acaba?

