ANTİK KARYA’NIN SON OZANI

Karya’nın güneşle yıkanmış topraklarında, Ege’nin rüzgarı kadim taşlara şarkılar söylerken, bir şair doğdu Muğla’da.
Adı, bilgelikle yankılanan mağaralara kazınmış, dalgaların süngercilere söylediği eski efsanelerde gizlenmişti: Hamdi Topçuoğlu .
Onun kaderi, gökyüzünü kalbine sığdırmak, sözcüklerden taş duvarlar inşa etmek ve uzak diyarlara sürgün düşmüş Karyalıların sesi olmaktı.

Zamanın unuttuğu antik yolları adımlarken, çocukluğu Muğla’nın dağlarına oyulmuş bir destan gibi büyüdü. Apollon’un ışığı gözlerini kamaştırırken, kelimeler ona çok erken zamanda yoldaş oldu. Kader ağlarını örerken, bir gün gelecekte Hürriyet ışık saçan ödüllerinden biri, onun “Acemi Yaz”ına nasip olacaktı. Ama o zamanlar bunu bilmiyordu. Yalnızca kelimelerin ruhunu dinliyordu.

Gençliğinde, Homeros’un dizeleriyle yarışan şiirler kaleme alırken, hayat onu Karya’nın sınırlarından alıp kuzeyin sisli topraklarına, Belçika’nın kalbine taşıdı. Tıpkı eski Karyalı tüccarların limandan limana dolaşması gibi, o da bilgiyi, eğitimi ve dili taşımaya başladı. Yetişkinleri eğitti, çocukların dillerine dokundu ve bu gurbet ülkesinde oğluna özlemini harflerle işledi: Seni Sevgiye Emanet Ediyorum.

Ama deniz, ona geri dön çağrısı yaptı. Karya’nın tanrıları, rüzgarlarına şiirlerini fısıldayan şairin dönüşünü bekliyordu. Bodrum’un süngercileri, Güneşli Yağmurlar Ülkesi’nde yankılanan ayak izlerini tanıyacak, kirpiler onun kaleminden dans etmeye başlayacaktı. Ömer Aras’ın çiftçi yüreğinden diplomat ruhuna, Atatürk’ün kelimelerle verdiği savaştan madenlerin derinliklerinde yankılanan madenci hikâyelerine dek, geçmişin ve bugünün hikâyelerini taş tabletlere kazır gibi kaleme aldı.

Topçuoğlu, yalnızca bir yazar değil, Karia’nın unutulmuş şarkısını bugüne taşıyan bir ozandı. Onun kalemi, tıpkı Halikarnas Balıkçısı gibi dalgaların ve yıldızların altında parlayan bir fener oldu.
Ve ödüller… Karya’nın bilge kadınlarının, bilicilerinin ona bahşettiği kehanet gibi, Vedat Günyol’dan Sennur Sezer’e, madenlerden dilin derinliklerine dek uzanan sayısız taçlandırma onun yolunu aydınlattı.

Böylece, Karya’nın hikâyeleri onun kaleminde yeni bir yaşam buldu. Her kitap, bir antik sütun gibi yükseldi. Ve Ege’nin rüzgârı hâlâ onun mısralarını fısıldıyor:

Bütün yollar eve döner… Ama kelimeler, sonsuza kadar yaşar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir