BİR KALECİ, İKİ PENALTI VE FUTBOLUN SESSİZ TESADÜFÜ

Futbol bazen gürültüden çok sessizlikle konuşur.
Kalabalıklar bağırırken, skor tabelası yanıp sönerken, oyunun en kalıcı anları çoğu zaman kimsenin beklemediği bir anda doğar.
Galatasaray–Fethiyespor maçında yaşanan tam da buydu.
Galatasaray’ın yıldız golcüsü Mauro Icardi, iki penaltı için topun başına geçtiğinde futbolun ezberleri hazırdı.
Biri girer, diğeri telafi olur.
Ya da en azından biri…
Ama karşısında, adını geniş kitlelerin henüz ezberlemediği bir kaleci vardı: Arda Akbulut.
İlk penaltı kurtarıldı.
Tekrar kararı geldi.
İkinci penaltı…
Yine kurtarıldı.
Ne büyük bir sevinç patlaması, ne teatral bir zafer çığlığı.
Sadece görevini yapan bir kaleci ve oyunun akışına kısa bir müdahale.
Maç sonunda skor tabelası yine güçlü olanı yazdı.
Ama futbolun hafızası, her zaman tabelaya bakmaz.
Bu noktada devreye küçük ama anlamlı bir tesadüf giriyor.
Arda Akbulut’un kariyerinde, Galatasaray’a karşı yaşadığı ilk “kader anı” değildi bu.
Geçmişte de Trabzonspor döneminde sarı-kırmızılılarla yolları bir penaltı hikâyesinde kesişmişti.
Süper Lig’in 2018-19 sezonunda 21. haftada oynanan Galatasaray’ın Trabzonspor’u 3-1 yendiği maçta sakatlanan Uğurcan Çakır’ın yerine kaleyi devralan o dönem bordo mavili ekibin genç file bekçisi Arda Akbulut karşılaşmanın 18. dakikasında penaltıya sebep olmuştu.

Arda penaltı kararı sonrası hakeme itiraz ettiği sırada Yusuf Yazıcı’nın “Sorun değil Arda! Penaltı atışına konsantre ol ve maça devam et” şeklinde kendisini teselli etmesiyle spor kamuyunda geniş yer bulmuştu.
O gün kimse bunun ileride böyle bir ana bağlanacağını düşünmezdi.
Futbolun güzelliği de burada zaten.
Planlanmayan, kurgulanmayan, manşet olsun diye yaşanmayan anlarda.
Bu iki penaltı, Galatasaray için bir istatistik ayrıntısı olarak kalabilir.
Icardi için sezonun uzun maratonunda küçük bir dipnot olabilir.
Ama Arda Akbulut için, mesleğin en zor yerinde “buradayım” deme biçimidir.
Ne kahramanlık destanı yazmaya gerek var,
ne de tarihi bir kırılma icat etmeye.
Bazen futbol sadece şunu söyler:
“Bugün, doğru yerde duran biri vardı.”
Ve bazen, tesadüf dediğimiz şey,
sadece sabırla beklenen anın adıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir