BİR RESİMLE BAŞLADI BU MASAL

Datça’nın rüzgarı bazen bir çocuğun gülüşünü, bazen de görünmeyen bir elin bıraktığı iyiliği savurur sokaklara. İşte o görünmeyen elin adı, yıllar içinde bir insandan daha fazlasına dönüştü: bir hikâyeye, bir geleneğe, belki de bir masala…
Ve o masalda, küçük bir dükkânın kapısında bir melek durur. Kanatları yoktur, ama omzunda un lekesi, ellerinde sıcak hamurun bereketi vardır. Adı Murat Balıkçı‘dır. Ama çocuklar onu başka bir isimle tanır artık:
Datça’nın İyilik Meleği.Bir zamanlar, elinde sadece bir resimle kapısını çalan bir çocuğun hikâyesiyle başladı her şey. Ne altın vardı ortada, ne büyük sözler. Sadece bir kâğıt, birkaç çizgi ve görülmek isteyen bir kalp…
İşte o gün, kadim çağların en eski yasası yeniden yazıldı Datça’da:
Paylaşan, çoğalır.
Çocuklar geldi sonra…
Kimi Atatürk’ünü çizdi titrek ellerle, kimi renkleri birbirine karıştırdı, kimi resmi bırakıp şarkıya sığındı, kimi bir flütle anlattı içindekini.
Ve her biri, bu dünyanın unuttuğu bir dili hatırlattı:
Karşılıksız iyiliğin dili.

Antik Karya topraklarında anlatılırdı bir zamanlar insan kılığına giren tanrılar dolaşırmış aramızda. Kimse bilmezmiş kim olduklarını. Kimi bir yolcu olurmuş, kimi bir esnaf, kimi de bir çocuğun gözlerinde saklanırmış.
İyiliği çoğaltanlar, o tanrıların yeryüzündeki yankısı sayılırmış.
Belki de bu yüzden, Datça’da bir pizzacı dükkânı, bir mabede dönüşüyor her 23 Nisan’da.
Çünkü orada dağıtılan sadece pizza değil…
Orada paylaşılan şey; görülmek, değer verilmek, hatırlanmak.
Bir dilim pizza, bir oyuncak…
Ama aslında bir çocuk için şu cümle saklı içinde:
Sen varsın ve bu dünya seni önemsiyor.”

Yıllar geçiyor. Askıya bırakılan pizzalar çoğalıyor.
Ama asıl büyüyen şey, görünmeyen bir ağ.
İyiliğe inananların kurduğu sessiz bir bağ.
Ve belki de bir gün, o çocuklardan biri büyüyüp başka bir dükkânda, başka bir şehirde, başka bir çocuğa aynı kapıyı açacak.
İşte o zaman anlaşılacak:
Bu sadece bir kampanya değildi.
Bu bir insanın değil, bir vicdanın hikâyesiydi.
Ve Datça’nın rüzgârı o hikâyeyi taşımaya devam edecek:
Bir resmin karşılığında verilen pizzayı değil, bir kalbin karşılığında verilen umudu fısıldayarak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir