YARIM KALMIŞ BİR HİKAYE

Ege’de bazı koylar haritalarda yer alır ama hafızalarda yoktur.
Adı vardır ama hikâyesi unutulmuştur.
Önceki gün Yusuf Ziya Özalp paylaştı, bunlardan birini.
Datça’nın en sessiz kıyılarından biri olan Merdivenli Koy işte böyle bir yer.
Sanki biri zamanın defterinden bu sayfayı koparmış, rüzgâra bırakmış.
Ama taşlar unutmuyor.

Bir zamanlar bu yarımada sadece kayalık ve maki değildi.
Burası, antik dünyanın en parlak liman kentlerinden biri olan Knidos Antik Kenti’nin nefes alanıydı.
Knidos rüzgârı okuyan denizcilerin, yıldızları ölçen bilginlerin ve ticareti deniz üzerinden kuran bir uygarlığın kalbiydi.
Her kalbin küçük damarları olur.
Merdivenli, işte o damarlardan biri.
Büyük gemiler Knidos limanına girerken, küçük tekneler, balıkçılar, yalnız yolcular böyle koylara sığınırdı.
Belki bir fırtına gecesi…
Belki de sadece sessizlik için.

Bugün koyun adının “Merdivenli” olması bir iz.
Antik çağda yollar dümdüz ilerlemezdi.
Yamaçlar kesilir, taşlar oyulur, insanlar denize ulaşmak için merdivenler yapardı.
Belki de bu koyun yukarısından aşağıya inen o yolu,
yüzyıllar önce ayak sesleriyle aşınmıştı.
Tüccarlar geçti.
Balıkçılar geçti.
Savaşlardan kaçanlar geçti.
Şimdi sadece rüzgâr geçiyor.

Merdivenli çevresinde bulunan bir anıt mezar, bu sessizliğin içindeki en güçlü cümle.
Çünkü antik dünyada mezarlar rastgele yapılmazdı.
Onlar, yolların kenarına, geçiş noktalarına, insanın gözünden kaçmayacak yerlere bırakılırdı.
Bir mesaj gibi..
Buradan insanlar geçti.
Ve burada bir hayat yaşandı.”
O mezar, aslında bir harita.
Kaybolmuş bir yolun, unutulmuş bir kıyının haritası.

Datça’nın birçok koyu mitolojiyle anlatılır.
Tanrılar gelir, efsaneler yazılır.
Ama Merdivenli farklıdır.
Burada tanrılar yoktur.
Burada insanlar vardır.
Yorgun, suskun, denize bakan insanlar…
Belki bir balıkçı, ağını onarırken hiç bilmeden tarihin içinde oturuyordu.
Belki bir denizci, son kez bu kıyıya bakıyordu.

Bugün Merdivenli Koy’a gidenler
sadece bir manzara görmez.
Eğer dikkatle bakarlarsa, taşlarda yürüyen gölgeleri, rüzgârda taşınan eski sesleri ve denizin sakladığı hatıraları hissederler.

Knidos’un ihtişamı kitaplara geçti.
Ama onun küçük koyları, onun sessiz durakları unutuldu.
Merdivenli Koy, işte o unutulanların içinden konuşuyor.
Ben bir manzara değilim…
Ben, yarım kalmış bir hikâyeyim.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir