ŞİKAYET Mİ, ÇÖZÜM MÜ?

Türkiye siyasetinde sık duyduğumuz bir cümle var.
Şikayetin değil çözümün tarafındayız.”
Genellikle iktidarlar muhalefete söyler.
Hep şikayet ediyorlar, çözüm üretmiyorlar” derler.
Sadece Ankara‘da değil, yerelde de.
Kulağa hoş geliyor değil mi?
Oysa bu demokrasi adına çok tehlikeli bir söylem.
Kim çözümün karşısında olabilir ki?
Şikayet bir huysuzluk hali değildir.
Şikayet bir negatiflik değildir.
Şikayet bir sabotaj değildir.
Şikayet bir alarmdır.
Sokrates kendini Atina’nın “at sineği” olarak tanımlardı.
Şehrin üzerinde dolaşan, rahatsız eden, sürekli soru soran, şikayet eden bir sinek.
Neden?
Çünkü ona göre sorgulanmayan bir hayat yaşamaya değmezdi.
Ve sorgulama rahatsızlık üretirdi.
Atina yönetimi bu yüzden Sokrates’i sevmezdi.
Çünkü o huzuru bozardı.
Sorular sorar, şehrin doğrularını didiklerdi.
Yaptığı şey şikayetin felsefi biçimiydi.
Yıkıcı değil; bir teşhisçiydi.
Şikayet bir alarmdır.
Bir yangın alarmı çaldığında ne yaparız?
Alarmı susturup uyumaya devam mı ederiz,
yoksa yangının kaynağını mı ararız?
Sokrates’in yaptığı alarmı çalmaktı.
Atina’nın yaptığı ise alarmdan rahatsız olmaktı.
Sonunda ne oldu?
Alarm susturuldu.
Ama insanlık iki bin yıl boyunca Sokrates’i konuşmaya devam etti.
Toplumlarda şikayet azlığı her zaman huzur göstergesi değildir.
Şikayetin olmaması üç ihtimali barındırır.
Ya gerçekten sorun yoktur.
Ya insanlar umudunu kaybetmiştir.
Ya da konuşmaktan çekiniyordur.
En tehlikelisi üçüncüsü.
Çünkü sessizlik bazen memnuniyet değil, korkudur.
Sokrates’in Atina’sında da bir kesim susuyordu.
Ama susmak haklı olmak anlamına gelmiyordu.
Şikayet yakınma değil, teşhistir
Bir çatının su akıttığını düşünün.
Ev sahibi şikayet eder.
Çatı akıyor” der.
Bu bir yakınma değildir.
Bir teşhistir.
O teşhis sayesinde usta çağrılır.
Kiremitler değişir.
Ev kurtulur.
Şikayet edilmezse ne olur?
Su damlamaya devam eder.
Ahşap çürür.
Bir gün tavan çöker.
Mesele şikayetin varlığı değil; şikayete verilen cevaptır.
Demokrat bir yönetim şikayeti düşman olarak görmez.
Veri olarak görür.
Çünkü her şikayet bir sinyaldir.
Her sinyal bir sistem açığını gösterir.
Her açık bir iyileştirme fırsatıdır.
Sokrates’i düşman görmek kolaydı.
Onun sorularını veri olarak görmek ise cesaret isterdi.
O yüzden mesele “şikayet mi çözüm mü?” değil.
Asıl mesele şu.
Şikayeti tehdit olarak mı göreceğiz, yoksa çözümün başlangıcı olarak mı?
Demokrasi, itirazın meşru olduğu rejimdir.
Eleştirinin konuşulabildiği, sorgulamanın cezalandırılmadığı düzendir.
Çünkü şikayet çözümün düşmanı değil, çözümün doğum anıdır.
Ve eğer alarm çalmıyorsa, ya gerçekten yangın yoktur ya da şehir yanarken kimse soru soramıyordur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir