SESSİZLİK DE BİR CEVAPTIR
Datça Belediyesi bir zamanlar 10 Ocak Gazeteciler Gününü bir “kutlama”dan ziyade bir yüzleşme ve diyalog zemini olarak görürdü. Basın mensuplarıyla bir araya gelinir, alkış değil soru dolaşırdı masada.
Amaç; methiye dizmek değil, konuşmak, dinlemek, itirazı duymaktı.
Üç yıl önceki son buluşmada dönemin belediye başkanı Gürsel Uçar’ın söylediği bir cümle hâlâ kulaklarımda.
“Bizim yanlışlarımızı yazarak, hatalarımızı duyurarak bize yol gösteriyorsunuz.”
Bu cümle, gazeteciliğin ne olduğuna dair sade ama onurlu bir kabuldü.
Bugün gelinen noktada bu anlayıştan eser yok.
Muğla’da pek çok ilçe belediyesi, siyasi parti ve kamu kurumu 10 Ocak’ta basınla yüz yüze gelmeyi tercih ederken, Datça Belediyesi bu günü geçen yıl da olduğu gibi tek satırlık bir sosyal medya mesajıyla geçiştirmeyi yeterli gördü.
Samimi olduklarına inanmak isterim.
Elbette bu bir tercihtir.
Saygı duymak gerekir.
Ama insan yine de düşünmeden edemiyor.
Belki sorulardan çekiniliyorlardır.
Belki söyleyecek sözleri kalmamıştır.
Belki de soru sorulan değil, sadece dinlenen bir yönetim modeli daha cazip geliyordur.
Onların bileceği iş.
Gazetecilik başkasının konforuna göre şekil alan bir meslek değil.
Gazetecilik, halk adına soru sormaktır.
O soruyu sorarken “kim rahatsız olur” diye hesap yapmaz.
Kapalı kapılarda değil, açık alanlarda sorar.
Gazetede de, sosyal medyada da, sokakta da…
Ve gerçeğe ulaşana kadar sormaya devam edecektir.
Mesela.
Kaldırımlar onca kaçak market, işyeri, sundurma ile işgal edilmişken, sadece ağaçları niye kestiniz?

