GERÇEĞE KATLANMA SANATI
Bazı insanlar yaşamak için yazar.
Yazı onlar için bir araçtır. Hayata tutunmak, geçinmek, var olmak, rahatlamak içindir. Günlük tutar, şiir yazar, roman yazar; yazı, hayatın içinde bir duraktır. Yaşam akar, yazı ona eşlik eder. Yazmadıkları günler de vardır ve bu bir eksiklik sayılmaz.
Bazıları yazmak için yaşar.
Onlar için hayat, yazının hammaddesine dönüşür. Aşk, acı, yolculuk, kayıp… Hepsi yazının yakıtıdır. Yaşanan her şey, “bir gün yazılır” düşüncesiyle taşınır. Bu insanlar için yazı, hayattan sonra değil; hayat, yazıdan sonra gelir. Yaşam, yazının gölgesinde şekillenir.
Gazeteci ise çoğu zaman yaşayamadan yazar.
Çünkü gazeteci, yaşanması gereken anlarda tanık olmak zorundadır.
Yas tutması gerekirken soru sorar.
Korkması gerekirken kayıt alır.
Öfkelenmesi gerekirken ölçer, doğrular, bekler.
Hayatın tam ortasında durur ama ona tam olarak katılamaz. Çünkü bir adım geri çekilip olan biteni yazmak zorundadır.
Bir gazeteci “hayat” denilen şeye uzaktan bakamaz; ya içine girer ya da susar.
Ve susmak, bu meslekte bitkisel bir hayat, yavaş bir ölümdür.
Gazeteci gerçeği sever mi?
Hayır.
Gerçek çoğu zaman sevilecek bir şey değildir.
Gerçek, insanı uykusuz bırakır.
Dost kaybettirir.
Kapıları kapatır.
Telefonları susturur.
Gazeteci gerçeğe katlanır.
Çünkü katlanamazsa, yaşadığı hayatın bir anlamı kalmaz.
Bir gazeteci neden yazar?
Dünyayı kurtarmak için mi?
Hayır.
Dünya gazeteciler yüzünden kurtulmaz.
Ama bazen bir çocuğun adı unutulmaz.
Bir ağacın kesildiği tarih kayda geçer.
Bir yalanın üstüne küçük bir çentik atılır.
Bir yolsuzluk ortaya çıkar.
Gazeteci, tarihe kazma vurmaz.
Tarihe not düşer.
Ve bazen o küçük not, koca bir sessizliği utandırır.
Gazeteci, tarafsız mıdır?
Bir bakıma evet, bir bakıma hayır.
Gazeteci bazen tarafsız değil, taraflıdır.
Zayıfın tarafında.
Sesi kısılanın tarafında.
Sorusu cevapsız bırakılanın tarafında.
Gazeteci bazen yalnız yaşar.
Bazen korkarak.
Bazen “Acaba değdi mi?” diye sorarak.
Ama en tehlikelisi şudur:
Bir gün artık soru sormamaya başladığında
hâlâ yaşıyor sanması.
Gazeteci, cevabı olan sorular için yaşamaz.
Gazeteci, cevabı olmayan sorular çoğalmasın diye yaşar.
Belki de asıl soru şudur.
Gazeteci neden yazar değil, gazeteci neden susmaz?
Çünkü susarsa dünya biraz daha karanlık olur.
Ve o karanlıkta, yazmanın da, konuşmanın da
hiçbir anlamı kalmaz.

