SESSİZ DUVARLARIN SESİ


Fethiye’nin duvarları uzun zamandır suskundu.
Ta ki bir sabah, boyanın kokusu deniz rüzgârına karışana kadar.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik Bölümü’nden mezun Axel Mengü, kentin beton yüzeylerine sadece renk sürmüyor; kentin hafızasına dokunuyor. Sprey kutusundan çıkan her çizgi, sanki Fethiye’nin gündelik telaşına atılmış bir imza gibi. Duvarlar artık sadece sınır değil; birer cümle, birer itiraz, birer düş.

Onun çalışmalarıyla gri yüzeyler nefes alıyor.
Bir apartman cephesi, bir anda çocukluğun kayıp neşesine açılan bir pencereye dönüşüyor.
Bir köşe başı, suskunluğunu bırakıp “Ben buradayım” diyor.

Bu dil ne tabelalara benziyor ne de resmî süslemelere. Bu, sokağın dili. Kaldırım taşlarının, bekleyen otobüs duraklarının, güneşten solmuş duvarların dili.
Graffiti burada bir “süs” değil;
bir karşılaşma,
bir durup bakma hâli.

Axel Mengü’nün işi, kenti güzelleştirmekten ibaret değil. O, kente bir soru bırakıyor:
“Bu duvar kime ait?”
Cevap, boyanın içinde saklı: Hepimize.
Ve belki de bu yüzden, Fethiye’nin duvarları artık sadece taş ve sıva değil.
Onlar, kentin atan kalbi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir