YOK ARTIK. DATÇA’DA DEVLET KENDİ OKULUNU MÜHÜRLEDİ

Datça’da yıllardır harabe halde çürüyen Çeşme Köy İlkokulu yeniden eğitime kazandırılmak üzere Muğla Valiliği ve Datça Kaymakamlığı’nın inisiyatifiyle restarasyona alındı. Kamu yararı gerekçesiyle yürütülen süreçte ihale yapıldı, bir bedel ödendi, çalışmalar başladı. Datça Kaymakamı Murat Atıcı bu projeyle bizzat ilgileniyordu.
Ancak okul, Datça Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından “basit onarım sınırlarının aşıldığı” gerekçesiyle mühürlendi.
Ortaya çıkan tablo, Datça’da sadece bir binanın değil, devletin kendi kurumları arasındaki koordinasyon ve adalet anlayışının da sorgulanmasına yol açtı.
📌İhale Yapıldı, Para Ödendi, Sonra Mühür Geldi
Belediye tarafından düzenlenen 14 Ocak 2026 tarihli Durdurma Tutanağına göre; yapı için Muğla Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü’nce daha önce “basit onarım izni” verilmişti. Ancak yerinde yapılan incelemede; Çatının tamamen söküldüğü, Ahşap ve kiremitlerin bahçeye indirildiği,
Yeni malzemelerin getirildiği, Cephede ayrışmalar oluştuğu tespit edilerek, uygulamanın basit onarım kapsamını aştığı gerekçesiyle çalışmalar durduruldu.

Belediye yetkilileri büyükşehirden gelen talimatla mühürleme işlemini gerçekleştirdiklerini belirttiler.
Hukuki gerekçeler kağıt üzerinde net görünüyor. Ancak kamuoyunun sorduğu soru çok daha basit.
Devlet, kendi verdiği ihale ile başlattığı bir işi, neden yine kendi mührüyle durdurur?
📌Devlet Kurumları Birbirine Karşı mı?
Bu olay, “kurumlar arası kavga”dan çok daha derin bir soruna işaret ediyor.
Valilik ve Kaymakamlık kamu yararı gözeterek, atıl durumdaki bir yapıyı eğitime kazandırmak istiyor.
Belediye ve Koruma Kurulu, yapının tescilli kültür varlığı olması nedeniyle, mevzuatın ihlal edildiğini belirterek müdahale ediyor.
Ortada açık bir gerçek var: İş başlamadan önce aynı masa etrafında toplanması gereken kamu kurumları, süreci parça parça ve kopuk yürütmüş.
Bunun bedelini ise kamu ödüyor.
📌Kamu Zararı Kimin Hanesine Yazılacak?
İhale yapılmış, kamu kaynağı harcanmış, müteahhit işe başlamış durumda. Şimdi sorulması gereken kritik soru şu:
Bu durdurmanın mali sorumluluğu kimde?
Müteahhit mi zarara uğrayacak?
Belediye mi sorumlu tutulacak?
Valilik mi?
Yoksa bedel yine kamuya mı yazılacak?
Bu belirsizlik bile başlı başına kamu zararına işaret ediyor.
📌Asıl Tartışma: Datça’daki Kaçak Yapılar
Kamuoyunda en çok yankı uyandıran nokta ise şu çelişki. Datça’da yüzlerce kaçak yapı yıllardır “uslu uslu” mühürlenmezken, okul olarak kullanılacak bir kamu binasının yıldırım hızıyla mühürlenmesi adalet duygusunu zedeliyor mu?
Datça’da, ruhsatsız eklentiler, kaçak oteller, villalar, imar mevzuatına aykırı yapılar
çoğu zaman ya görmezden geliniyor ya da yıllarca sürüncemede bırakılıyor.
Buna karşın;
Kamuya ait, eğitim amacı taşıyan, devletin kendi tasarrufundaki bir yapı hızla denetlenip mühürleniyor.
Bu tablo ister istemez şu soruyu doğuruyor.
Hukuk, güçlüye karşı yavaş neden yavaş?
📌Sorun Okul Değil, Sistem
Bu olay ne eğitime karşı çıkmakla ne de kültürel mirasın korunmasına itirazla açıklanabilir. Asıl sorunkamu yararı ile kültürel koruma arasında ortak, şeffaf ve önceden planlanmış bir yolun üretilememesi.
Oysa çözüm mümkündü.
Koruma Kurulu, Belediye, Valilik iş başlamadan önce net bir uygulama çerçevesi belirleyebilirdi.
📌Sonuç: Hukuk mu, Adalet mi?
Datça’da bugün tartışılan şey bir çatı değil; hukukun nasıl uygulandığı ve kime karşı ne kadar sert olduğudur.
Eğer kaçak yapılar yıllarca görmezden gelinirken, kamu yararı taşıyan bir okul binası mühürleniyorsa, burada sorun sadece mevzuat değil, adalet algısıdır.
Ve bu algı zedelendiğinde, kaybeden sadece bir bina değil, kamu vicdanı olur.

