YATAĞAN’IN KÖPRÜSÜ, YÜREK YAKAR ÖYKÜSÜ

Eskiden Ahi Köyü idi adı.
1944’te, Halikarnas Balıkçısı’nın önerisiyle Yatağan oldu.
Balıkçı, sırtını yasladığı o yüce dağdan ilham almıştı.
Yetmedi; sandalına da aynı adı verdi: Yatağan.

Yatağan, Milas’ın kalbinde, binlerce yıllık bir kültür katmanının üzerinde durur.
Anadolu’nun en köklü uygarlıklarından Karya’nın başkenti Stratonikeia orada.
Ölümsüz âşıkların kenti…
Kuruluş öyküsü başlı başına bir turizm hazinesi.
Antik çağın ünlü gladyatörleri orada gömülü.
Stratonikeia’nın kutsal alanı Lagina orada.
Putperestliğin merkezlerinden Hekate Tapınağı orada.
Bitmedi.
Efsaneye göre milyonların sevgilisi Led Zeppelin’in “Stairway to Heaven” parçası Hekate’ye yazılmıştır.
Efsane mi, mit mi?
Yatağan’a çok yakışır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos Seferi’ne çıkmadan önce namaz kıldığı Selçuklu camisi orada.
Türkiye’de arkeolojinin babası, ilk müzeci, büyük ressam Osman Hamdi Bey’in yaşadığı ev orada.
Muğla türkülerine konu olan tarihi konaklar da…
Antik çağda Knidos dâhil Ege ve Akdeniz adalarına giden mermerlerin ocakları yine Yatağan’da.
Bunca tarih…
Bunca kültür…
Bunca hikâye…
Üstelik kömür için binlerce kilometrelik doğası cehenneme çevrilmiş olmasına rağmen, hâlâ bir bereket sofrası Yatağan.
Zeytinin cenneti.
Sebze, meyve, ceviz, badem…
Az da olsa arıcılık, hayvancılık.
Böylesine çok katmanlı, çok kültürlü, çok bereketli bir ilçe…

Kurumlar, belediyeler, şirketler önce logolarıyla çıkar kamuoyunun karşısına.
Çünkü logo yüzdür.
Logo duruştur.
Logo hafızadır.
Bugün bir grafik tasarımcıya “Yatağan için bir logo yap” deseniz;
Hekate’den zeytine, Stratonikeia’dan mermer ocaklarına kadar yüzlerce seçenek sunar.
Ama…
Yatağan Belediyesi’nin logosu ne biliyor musunuz?
Demir bir köprü.
İlk bakışta diyebilirsiniz ki:
“Köprü güzeldir, halkları birleştirir.”
Değil.
O köprü, 1919’da İtalyan işgali sırasında, savaş için yapılmış bir köprü.
İşgalin hatırası.
Yabancı postalların izi.

Düşünmek gerek.
Bu kadar zengin bir geçmişi,
Bu kadar güçlü bir kültür belleği,
Bu kadar bereketli toprağı olan bir ilçenin simgesi…
İşgalden kalma bir demir köprü olabilir mi?
Maalesef oluyor.
Ve sonra adına
yerli ve milli” deniyor.
İşte hikâye tam da burada yürek yakıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir