HAKİKAT BİZDEN DEĞİLSE, HAKİKAT DEĞİLDİR

Bazı olaylar  isimleri, partileri, logoları aşar.
Bir zeytin ağacı kesilir, ama asıl devrilen vicdanın gövdesidir.
Milas’ta yaşanan Ahmet Kılbey olayı da böyle bir eşik.
Bir ilçe başkanının arsasında zeytin ağaçlarının kesilmesiyle başlayan tartışma, kısa sürede başka bir yere evrildi.
Partizanlığın insanı nasıl körleştirdiğine dair ibretlik bir tabloya.
Kılbey, “Ben kesmedim” dedi.
Ardından bir belge paylaştı.
Ama o belge, zeytin meselesini açıklamak yerine, belediyeye kadar uzanan bir rant zincirinin izlerini ortaya serdi.
Normal şartlarda bu noktada sorular sorulması gerekirdi.
Okunması, düşünülmesi, tartışılması…
Hatta hesap sorulması.
Ama Türkiye’de çoğu zaman böyle olmaz.
CHP’nin Muğla’daki milletvekilleri, il örgütü, ilçe başkanlıkları, belediyeler, gençlik ve kadın kolları…
Yüzlerce partili, paylaşılan vekâletnamede ne yazdığını okumadan refleksle saf tuttu.
Bir anda, zeytin kesiminin karşısında olması gereken bir siyasal gelenek, rant için zeytin kesenin tarafında hizaya geçti.
İlkesellik, bu kalabalığın ayakları altında kaldı.
Kimse “Doğru mu?” diye sormadı.
Herkes “Bizden” diye baktı.
Ta ki Genel Başkan Özgür Özel net bir tavır koyup Ahmet Kılbey istifa edene kadar.
O an bir mucize gerçekleşti:
Dakikalar içinde yüzlerce paylaşım silindi.
Milletvekili, belediye ve ilçe başkanlıkları, partililer çöp kutularını doldurdular.
Dün savunulan, bugün yok sayıldı.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Gerçek şu ki, Özgür Özel’in çizdiği hattın gerisinde kalan bir örgüt, önce kendini sorgulamalıdır.
Aslında burada mesele Ahmet Kılbey değil.
Mesele CHP‘ye özgü de değil.
Mesele şu:
Partizanlık, insanın önce gözünü, sonra vicdanını kör eder.
Platon’un mağarasındaki insanlar gibi.
Duvara yansıyan gölgeler hakikat sanılır.
Gölgeler parti logosu taşıyorsa, sorgulanmaz.
Hakikat ise dışarıda, zeytinlikte, toprakta, belgede, halkın arasındadır.

 

Bu yüzden ülkenin hali tribündeki fanatikliğe benziyor:
Forma kutsaldır.
Hakem hep kötüdür.
Kendi oyuncumuz faul yapmaz.
Gol her koşulda meşrudur.
Ama siyaset futbol değil.
Zeytin ağacı ofsayta düşmez.
Rant, sadece deplasmanda değil, kendi evinde de suçtur.
Ve vicdan, sadece kazanırken taşınacak bir aksesuar değildir.

 

Bu olay bir ders veriyor aslında.
İlke, lidere bakarak yön değiştiriyorsa, o ilke değildir.
Paylaşım silmekle sorumluluk silinmiyorsa, yüzleşme kaçınılmazdır.
Ve belki de en acısı şu.
Bu ülkede zeytin ağaçlarından önce,ahlaki refleksler eksiliyor.
Artık aynaya bakma zamanı gelmedi mi?

Mesela CHP’de Milas gibi bir ilçede de kötü şeyler oluyor.

Pis kokular geliyor.

Neyi bekliyorsunuz?

Özgür Özel’i mi?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir