DATÇA’NIN SU SORUNU SENEYE TAMAMEN ÇÖZÜLÜR MÜ?

Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, BirGün Gazetesi’ne verdiği röportajda “Datça’nın su sorununu önümüzdeki sene  tamamen çözeceğiz” demiş.
Tamamen.”
Siyasette en tehlikeli kelimelerden biridir bu. Çünkü ya gerçekten köklü bir çözüm vardır ya da mesele henüz tam anlaşılmamıştır.

Yaşadığım köyde suyun nasıl aktığını, daha doğrusu nasıl akmadığını iyi biliyorum. Günlerce, bazen haftalarca musluklardan tek damla akmadığı dönemler yaşandı. İnsan suyun kıymetini ancak yaşlıları bir elinde baston, bir elinde bidon taşırken gördüğünde anlıyor.
Başkan Kurt haberde şöyle diyor.

Tekrar vurgulamak istiyorum bizim en büyük sorunlarımızdan biri su. Bu yıl MUSKİ’nin projelerinde yeni su depoları da var. Bu depolar ve jeneratörlerle beraber su sorununu önümüzdeki sene tamamen çözmüş olacağımıza inanıyorum.”

Burada durup düşünmek gerekiyor.
Datça Yarımadası’nda tek bir ana akifer var. Hepimiz aynı yeraltı suyunu kullanıyoruz. Bilimsel raporlar bu akiferdeki su seviyesinin azaldığını ortaya koyuyor. Yani mesele sadece depolama, jenaratör değil, kaynağın kendisi.
MUSKİ’nin açacağı yeni depolar da o akiferden beslenecek. Yani aynı bardağa birkaç pipet daha koyacağız. Pipet sayısı artacak ama bardaktaki su artmayacak.
Depolar, kesintileri azaltabilir. Jeneratörler, elektrik kaynaklı arızaları önleyebilir. Ama akifer zayıflıyorsa sorun bitmiş sayılmaz.

Peki ya o yeraltı suyu tükenirse?
İşte bu sorunun cevabı çok önemli.
Nitekim Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve MUSKİ yetkilileri, çevresel etkilerine rağmen denizden su arıtma seçeneğini bile masaya yatırdı. Çünkü mesele artık sadece dağıtım değil, üretim meselesi.
MUSKİ yetkililerinin bu konuda Datça’nın Sesi‘ne yaptığı açıklama şöyle.

Yarımadada yeraltı harici alternatif bir kaynak bulunmadığı için yeni yapılan depolara verilecek su da mecburen yine aynı akifer sisteminden (Kızlan, Reşadiye, Karaköy) çekilecek. Yeni depolar ve jeneratörlerle Datça’nın su sorununu “kaynak miktarını (rezervi) artırarak” gidermeye çalışıyoruz. Yapacağımız yatırımlarla şebekede doğru bir hidrolik düzenlemeyle basınç dalgalanmaları önlenecek ve şebekedeki fiziki su kayıpları (patlak ve sızıntılar) giderilecek. Akiferdeki suyun miktarını artıramayacağımız için mevcut suyu en verimli şekilde yönetmek adına uzun vadede yeraltı sularına binen yükü hafifletmek amacıyla bölgesel ters osmoz tesisleri için fizibilite çalışmalarına da başlandı. Depoların su temininin alternatif kaynağından biri de ters osmoz  tesisi(denizden su arıtma) olacak. Datçayı susuz bırakmamak için çalışıyoruz. “

Bu konunun net, bilimsel açıklaması bu. Uzun vadeli yol haritasının açıklaması.
Bu yarımadanın su dengesi, nüfus artışı, yazlık yoğunluk, tarımsal kullanım ve iklim krizi birlikte ele alınmalı.

Başkan Kurt seçim döneminde “Ben her şeyi bilemem ama bir bilenle çalışmasını iyi bilirim” demişti.
Keşke bu konuyu teknik olarak bir bilenlere bıraksaydı daha doğru olurdu.
Gerçi aynı Aytaç Kurt seçim döneminde Haber ve İnsan’da Mehmet Erdal‘a “Datça’nın su sorunu var diyemeyiz” demişti.

İki yıl sonra bugün “Bizim en büyük sorunlarımızdan biri su” demesi önemli bir değişimdir ve değerlidir.
Sorunu kabul etmek çözümün ilk adımıdır.
NOT: Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın ve MUSKİ yetkililerinin Datça’nın su sorunu ile yakından ilgilendiğini biliyorum. Aras, geçen ay Datça’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada köklü çözüm için ters ozmoz tesisleri (deniz suyu arıtma) dahil her alternatifi değerlendirdiklerini söylemişti. Büyükşehir sorunun bilincinde ve çözüm arıyor. Geçiçi değil, kalıcı çözüm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir