CHP VE YENİ PARTİ’NİN MİLAS SINAVI

 

Milas’ta yarın yapılacak belediye başkan vekilliği seçimi, sadece bir koltuğun kime teslim edileceği meselesi değil. Aynı zamanda CHP ile Yeni Parti arasındaki siyasi ayrışmanın, yerel yönetim sorumluluğunun ve taban siyasetinin önemli bir sınavı.

Meclisteki fiili tablo dikkat çekici: CHP 10, Yeni Parti 10, Cumhur İttifakı 10 oy. Hiçbir grup tek başına belirleyici çoğunluğa sahip değil. Bu nedenle siyasi diyalog bir tercih olmaktan çıkıp matematiksel bir gerekliliğe dönüşüyor. Seçimde uygulanacak üye tam sayısı ve çoğunluk hesabının da hukuken açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Son haftalarda Eyüpsultan, Ataşehir ve Çukurova’da yaşananlar, belediye başkan vekilliği seçimlerinde yalnızca parti sayılarının değil, ortak adayların, sandığa katılımın ve gizli oylamada değişen tercihlerin de belirleyici olabildiğini gösterdi. Özellikle Çukurova’da yaşanan siyasi kırgınlıkların Milas’a taşınması ihtimali, üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele.

Ancak burada asıl soru şu: CHP ve Yeni Parti yöneticileri birbirleriyle görüşürken kendi tabanlarına, Milas halkına ne kadar danışıyor?

Siyaset sadece genel merkezlerin, il ve ilçe başkanlarının kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmelerden ibaret olmamalı. Esnafın, çiftçinin, emeklinin, gencin, kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşın da söyleyecek sözü var. Üstelik Yeni Parti’nin Muğla il başkanlığı ön seçiminde görüldüğü gibi, parti tabanının tercihleri her zaman ilçe yöneticilerinin beklentileriyle örtüşmeyebiliyor.

Özgür Özel’in işaret ettiği yeni nesil siyaset ve taban siyaseti anlayışı da burada önem kazanıyor. Örgüt iradesi sadece yöneticilerin kararlarından mı oluşmalı, yoksa üyelerin ve seçmenlerin görüşleriyle mi şekillenmeli?

Bu soru CHP’ye de yöneltilmeli.

Elbette belediye başkan vekilini seçecek olanlar meclis üyeleri. Bu onların yasal yetkisi. Ancak bu yetkinin demokratik kaynağı Milas halkının sandıkta ortaya koyduğu irade. Halkı dinlemek, meclis üyelerinin iradesine müdahale değil, temsil sorumluluğunun gereği.

Unutulmamalı ki seçimden sonra da aynı meclis üyeleri birlikte çalışacak. Bütçeyi, yatırımları, imarı, altyapıyı ve kırsal mahallelerin sorunlarını birlikte görüşecekler. Bugünün siyasi hesapları, yarının belediye hizmetlerini kilitlememeli.

Fevzi Topuz’un hukuki süreci ise ayrı değerlendirilmeli. Tutukluluk mahkumiyet değildir; masumiyet karinesi korunmalıdır. Bununla birlikte Milas Belediyesi’nin hizmetlerini sürdürmesi de zorunludur.

CHP ile Yeni Parti’nin rekabet etmesi doğal. Fakat siyasi rekabet, her konuda karşı karşıya gelmeyi gerektirmez. Geçmişte aynı siyasi gelenek içinde mücadele etmiş insanların bugün farklı partilerde bulunması, ortak yerel sorunlar üzerinde konuşmalarına engel değil.

Milas, başka kentlerde yaşanan siyasi hesaplaşmaların rövanş alanı olmamalı.

Yarın sandık kurulacak, oylar sayılacak ve bir başkan vekili seçilecek. Ama Milaslılar ertesi sabah yine aynı yolları kullanacak, aynı sorunlarla yaşayacak, aynı belediyeden hizmet bekleyecek.

Bu nedenle asıl mesele yalnızca kimin seçileceği değil, seçimin ardından Milas’ın nasıl yönetileceği.

Siyasetin yöneticileri kadar tabanı da konuşmalı. Dar parti hesapları kadar halkın beklentileri de dikkate alınmalı.

Çünkü yarın sandıkta bir başkan vekili seçilecek, ama asıl sınav Milas’a karşı duyulan sorumluluk olacak.

Milas için hayırlı olsun.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir