BİR YAVRU, BİR KURŞUN,  BİR VİCDAN HİKÂYESİ

Demir parmaklıkların arasından uzanan o burun…
Sanki sadece koklamıyor; geçmişi arıyor.
Üç yıl önceydi.
Yine böyle bir bahar günü…
Toprak yeşermiş, rüzgâr yumuşamış, hayat yeniden başlamıştı.
Ama onun için hayat, tam o gün durdu.
Marmaris’in Karaca Mahallesi, Bayır mevkii…
Bir anne, bir baba ve henüz iki aylık bir yavru…
Otları yediler diye, yaşamı hak etmediler.
Kurşun sesleri baharın sessizliğini parçaladı.
Vurdular aileyi.
Anne düştü.
Baba düştü.
Ve o…
Henüz annesinin sütünü bırakmamış bir yavru olarak, onların yanında kaldı.
Adı o gün konmadı belki ama kaderi o gün yazıldı:
Behlül.
Arıcılar gördü.
Sessizliği ilk onlar bozdu.
Sonra haber yayıldı…
Ve senin, benim, bizim gibi “duyarlı” dediğimiz insanların yolu kesişti onunla.
Jandarma geldi.
Belediye geldi.
Avukat geldi.
Ama en çok, vicdan geldi.
Hayvan sevenlerin vicdanı.
Behlül bulunduğunda hâlâ annesinin yanındaydı.
Bir yandan emmeye çalışıyor,
bir yandan dünyadan kopmuş o bedene anlam veremiyordu.
Bacağında kırık vardı.
Ama asıl kırık, gözlerindeydi.
Gökova Hayvan Hastanesi
Soğuk ameliyathane ışıkları altında bir hayat yeniden tutundu.
Kırık kemiğe platin takıldı ama o küçücük kalbe sabır, şefkat ve zaman işlendi.
Günler geçti…
Aylar geçti…
Behlül büyüdü.
İnsanlara alıştı.
Çünkü en çok onları gördü.
Arada bir iki kedi dostu oldu, o kadar.
Bir çiftliğin, bir hastanenin, bir bahçenin…
Sonra herkesin maskotu oldu.
Ama hikâyesi orada bitmedi.
Çünkü bazı hikâyeler iyilikle devam eder.
Bir gün, iyi bir insan çıktı karşısına.
Onu ben severim” dedi.
Hayatının geri kalanını birlikte yaşayalım.”
Ve yine bir bahar günü…
Behlül, bir yolculuğa çıktı.
Yağmur ıslatmasın diye kapalı araç hazırlandı.
İncinmesin diye asansörlü sistem kuruldu.
İki araç, bir vicdan gibi yan yana yürüdü yolda.
Marmaris’ten Gökova’ya,
Gökova’dan Bozburun’a…
Bir eşek taşınmadı aslında.
Bir hayat, bir hikâye, bir utanç ve bir umut taşındı.
Şimdi o yine kokluyor dünyayı…
Ama bu kez korkuyla değil.
Belki hâlâ annesini arıyor.
Belki hâlâ o günü unutmuyor.
Ama artık yalnız değil.
Ve belki de en önemlisi…
Bu hikâyede kurşunlar konuştu önce,
ama sonunda iyilik kazandı.
Not: Behlül‘ü yaşama döndürerek, bu hikayenin mutlu sonla bitmesini sağlayan Esra Ünlü‘ye, avukat Arzu Alper’e, Marmaris Belediyesi‘ne ve vicdan emekçisi herkese sonsuz teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir