AKIL TUTULMASININ FOTOĞRAFI
Burası Datça Karaköy.
Bu bir sel fotoğrafı değil.
Bu, yanlış aklın teşhisi.
Bu, yıllardır görmezden gelinen bir akıl tutulmasının kanıtı.
Çünkü burası bir dere yatağı.
Bu karede sadece beton evler yok. Bir de masum görünen, romantik ambalajlı bir yapı var: Tiny House.
Hani şu “doğayla uyumlu” olduğu söylenen, betondan kaçış diye pazarlanan,
“Ben zarar vermiyorum” özgüveniyle gelip dere yatağına yerleşen, sonra da kiraya verilenlerden.
Vergisi yok.
Ruhsatı yok.
Sorumluluğu hiç yok.
Çünkü kaçak.
Ama sel geldi mi, hesabı devlete kesiliyor.
Bunlara “geçici” deniyor.
Oysa gerçekte sabitleniyorlar.
Altyapı çekiliyor, bahçe yapılıyor, çit çekiliyor, komşuluk başlıyor.
Yani adı küçük, etkisi büyük.
Ve denetim boşluklarında; dere yataklarına,
tarım alanlarına, orman içlerine sessizce, usul usul yayılıyorlar.
Bugün Datça’nın pek çok noktasında yüzlercesi var.
Sonra yağmur yağıyor.
Doğa kendi alanını geri alıyor.
Vatandaş bağırıyor.
“MUSKİ nerede?”
MUSKİ bugün oradaydı.
Bir kepçesi sel sularına gömüldü.
Neyse ki operatör kurtarıldı.
Ama asıl soru hâlâ ortada duruyor.
Bu dere yataklarına imar verenler kim?
Kaçak yapıya göz yumanlar kim?
“Geçici” masalıyla bu tiny house istilasına seyirci kalanlar kim?
Ve daha önemlisi:
Buna dur diyecek bir irade var mı?
Fikrimi açık söyleyeyim:
Maalesef Datça’da bu sorunu çözecek bir irade yok.
Umurlarında değil.
Güçleri de yok.
Baksanıza iki yıldır “yıkacağız” dedikleri kaçak oteller hâlâ yerli yerinde duruyor.
Uslu uslu Datça turizmine “katkı” sunuyorlar.
Demek ki mesele sel değil.
Mesele yağmur hiç değil.
Mesele irade.
O irade nerede?
Belki Muğla Büyükşehir’de.

