DATÇA BELEDİYESİ 187 BİN TAKİPCİSİNİ UNUTTU MU?

Bir zamanlar Datça Belediyesi’nin X hesabı konuşurdu.
Hem de öyle sıradan cümlelerle değil.
Bir paylaşımı ulusal medyaya taşınır, bir cümlesi günlerce tartışılırdı.
Kimi zaman alkış aldı, kimi zaman eleştirildi ama hep kamusal alandaydı.
Bugün İstanbul’dan bir meslektaşım aradı.
“Sizin belediye dükkânı mı kapattı?” dedi.
Önce anlamadım.
Meğer Datça Belediyesi’nin resmi X hesabından söz ediyormuş.
Hesaba girdim.
187 bin 748 takipçiye rağmen, beş aydır tek bir cümle yok.
Oysa Türkiye’de pek çok büyükşehir belediyesinin bile bu kadar takipçisi bulunmuyor.
Son paylaşım 29 Haziran’da yapılmış.
O tarihten sonra tık yok.
Peki neden?
Bu, teknik bir aksaklık değil.
Bu, vizyonla ve yönetim anlayışıyla ilgili.
Çünkü bir belediyenin sosyal medya hesabı vitrin değildir. Bir afiş panosu hiç değildir.
O hesap, yurttaşa açılmış dijital bir kapı.
O kapı kapalıysa, içeride olan biten de görünmez olur.
Evet, susmak da bir dildir.
Ve çoğu zaman, en çok da suskunluk konuşur.
Ama paylaşım yapmamak şunu söyler.
“Eleştiri istemiyoruz.”
“Sorulara cevap vermek istemiyoruz.”
“Yaptıklarımızı anlatma ihtiyacı duymuyoruz.”
Oysa yerel yönetim tam tersini yapmak zorunda.
Anlatmak zorunda.
Gerekirse savunmak, gerekirse açıklamak,
gerekirse özür dilemek zorunda.
Bir dönem Datça Belediyesi’nin paylaşımları neden ilgi görüyordu?
Çünkü söz alıyordu.
Çünkü risk alıyordu.
Çünkü kamusal alanda duruyordu.
187 bin 748 kişinin takip ettiği bir hesabı sessizliğe gömmek, sadece bir mecrayı değil, halkla kurulan bağı da zayıflatır.
Oysa kamusal alan konuşmayı sever.
Ve konuşmayanı, gün gelir, unutur.
Bugün dünyanın dört bir yanında liderler, şirketler, kamu kurumları, sanatçılar, bilim insanları ve politikacılar X üzerinden sesini duyururken, Datça Belediyesi’nin beş aydır tek bir paylaşım dahi yapmaması,
hem 187 bin takipçisine hem de Datçalılar’a karşı bir vurdumduymazlıktır.

