İŞTE MUĞLA’DAKİ KİRLİ SAVAŞIN PERDE ARKASI

Muğla’da bir süredir suyun yüzüne çıkan bir kavga var.
Adı reklam panosu kavgası gibi duruyor ama mesele birkaç tabela, birkaç totem meselesi değil.
Mesele, milyonlarca liralık bir gelir alanının kimlerin elinde kalacağı meselesi.
Muğla’nın birçok noktasında reklam panoları, totemler, bina cepheleri, yol kenarları büyük bir ekonomik değere dönüşmüş durumda.
Kimi iddiaya göre kaçak, kimi çok düşük bedellerle kiralanmış, kimi de kamuya ödenen bedelle piyasadan kazanılan bedel arasında uçurum bulunan alanlar…
Ortada yüz milyonlarca liralık bir reklam pastası var.
Bu pastanın merkezinde ise Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi MUBRAŞ duruyor.
MUBRAŞ’ın yapmak istediği şey açık: Muğla il genelindeki reklam alanlarını belediye denetimine almak, kamusal alanlardan doğan gelirin kişisel kazanç kapısına değil, belediye kasasına girmesini sağlamak.
Bunun için yeni bir yönetmelik hazırlandı.
Ne olduysa ondan sonra oldu.
Çünkü bu yönetmelik Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçerse, bugüne kadar düşük bedellerle büyük gelir elde edenlerin düzeni bozulacak.
Muğla Büyükşehir Belediyesi‘nin yıllık toplam vergi gelirinin sadece 50 milyon lira civarında olduğu düşünülürse, halktan kaçırılan gelirin büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır.
Birkaç örnek.
Yalıkavak’ta, Marina’ya yakın bir belediye otoparkının yol cephesine bir tiny house konuluyor. Etrafına reklam panoları yerleştiriliyor. Belediyeye sadece otopark bedeli ödenirken, o reklam alanları yıllık 8.5 milyon liraya kiralanıyor.
Bodrum’da yol üzerindeki bir binanın dış cephesi ışıklı reklam panolarıyla çevriliyor. Belediyeye ödenen yıllık bedel 200 bin lira ama panoların yıllık kirası 9 milyon lira.
Ya da yol kenarında bir tarla köylüden kiralanıyor, kaçak bir totem dikiliyor, belediyeye bir kuruş yok ama her yıl milyonlar basıyor.
Ne güzel dünya, değil mi?
Kamuya kırıntı, özel kasalara servet.
Ye kürküm ye.
İşte kavganın asıl nedeni bu.
Mesele tabela değil. Mesele reklam değil.
Asıl mesele kamu malının kim için çalıştığı.
Şimdi Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nin önünde ciddi bir sınav var.
O eller kalkarken sadece bir yönetmelik oylanmayacak. Muğla’da kamu yararı mı üstün gelecek, yoksa yıllardır oluştuğu iddia edilen rant düzeni mi korunacak?
Asıl acı soru da burada başlıyor:
Bu tablo doğruysa, bugüne kadar buna neden göz yumuldu?
Kamunun zarara uğramasına kimler sessiz kaldı?
Büyükşehirde, ilçe belediyelerinde, ilgili birimlerde bu alanlardan sorumlu olan herkesin kendisine sorması gereken soru budur.
Kim, neyi görmedi?
Kim, neden görmedi?
Kim kamu adına görev yaparken kamu zararına sessiz kaldı?
Eğer kamu alanları üzerinden özel kazanç düzeni kurulduysa, bunun adı basit bir ihmal değildir.
Bunun adı kamunun hakkının gasp edilmesidir.
Ve o hakkın sahibi birkaç şirket, birkaç kişi, birkaç tabela patronu değildir. O hakkın sahibi doğrudan Muğla halkıdır.
Datça’nın Sesi sonuna kadar bu konunun takipcisi olacak.

