SEN HANGİ TARAFTASIN?

Ortadoğu yine yanıyor.
Ekranlarda haritalar, havada füze izleri, uzman yorumları…
Ve çoğunluk taraf olmuş durumda.
Bir yanda İran’daki eli kanlı, gerici molla rejimi.
Kadınların saç telinden korkan, gençlerin sesini copla bastıran, itirazı ihanet sayan bir iktidar.
Diğer yanda yıllardır Ortadoğu’yu barut fıçısına çeviren Amerikan müdahaleciliği ve İsrail’in askeri üstünlüğünü hukuk üstü gören emperyal politikaları.
Dünyaya diyorlar ki; Tarafını Seç.Hangisinin yanındasın?
Bu soru başlı başına bir tuzak. Çünkü iki zalim arasında taraf seçmek, çoğu zaman iki zulüm arasında tercih yapmaktır.
İlke sahibi bir insanın görevi zulümler arasında hiyerarşi kurmak değil, zulmün kendisine karşı durmak olmalı.
İran’daki molla rejimine karşı olmak, ABD bombardımanını alkışlamak değildir.
ABD–İsrail saldırganlığına karşı çıkmak da İran’daki teokratik baskıyı aklamak değildir.
Devlet başka, halk başka.
Rejim başka, insanlar başka.
Tahran’da başörtüsünü çıkardığı için gözaltına alınan genç kadınla, de bombaların altında kalan çocuk aynı aynı adaletsizliğin mağdur.
İnsani ve ilkeli duruş bence şu.
Sivillerin öldürülmesine, teokrasiye karşı olmak, emperyal tahakküme karşı olmak.
Halkların iradesini tankla, füze ile, istihbarat operasyonlarıyla dizayn etmeye karşı olmak.
Ahlaki tutarlılık “bizimkiler–onlarınkiler” ayrımını reddeder.
Çünkü güç sahiplerinin hepsi kendi savaşını “güvenlik”, “savunma”, “kutsal dava” diye satıyor.
Ama mezarlıklarda hep sıradan insanlar yatıyor.
Ortadoğu’da yıllardır aynı senaryo.  Biri içeride baskıyı meşrulaştırmak için dış düşman üretir.
Diğeri dış müdahaleyi meşrulaştırmak için içerideki baskıyı gerekçe gösterir.
Olan halka olur.
Vicdanın tarafı güç değildir.
Vicdanın tarafı insan hayatıdır.
O yüzden ne mollanın copunun, ne emperyal füzenin arkasında durulmaz.
Halkların yanında durulur.
Kadınların özgürlüğünün, çocukların yaşam hakkının, emeğin yanında.
İki kötünün arasında değil, kötülüğün karşısında saf tutmak.
Zor mu?
Evet.
Ama insan olmak zaten kolay olanı seçmek değil midir ?
  • English Summary
    Neither the Mullah nor the Missile
    This column argues for a principled moral stance amid escalating tensions in the Middle East. One can oppose Iran’s theocratic repression without legitimizing U.S. or Israeli military aggression. Rejecting imperial intervention does not mean defending authoritarian rule. The only consistent ethical position is to stand with civilians, human dignity, and the right of peoples to determine their own future—against both domestic tyranny and external domination.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir