İKİZDERE’DE HUKUK, DOZERE YETİŞEMEDİ
İkizdere’de Cevizlik Taş Ocağı’na karşı beş yılı aşkın süredir yürütülen hukuk mücadelesi, çevre davalarında yargı süreçlerinin nasıl işlevsizleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi. İkizdere Çevre Derneği tarafından yapılan açıklamada, yıllar süren dava sonunda verilen iptal kararının, sahada çoktan tamamlanmış bir tahribatın ardından geldiği vurgulandı.
Dernek açıklamasında sürecin özeti tek bir cümleyle ifade edildi:
“Dozer gitti, dava bitti.”
📌“İvedi” Yargılama, Sahada Geç Kaldı
Dava açılırken “ivedi yargılama usulü” uygulanacağı belirtilmesine rağmen; bilirkişi keşifleri, raporlar, yeniden yargılamalar ve iki kez Danıştay’a giden dosya süreci yıllarca sürdü. Bu sırada taş ocağı faaliyeti tamamlandı, şirket sahadan çekildi.
Son aşamada verilen iptal kararına rağmen, kararın Danıştay yolu hâlâ açık. Hukuken süreç bitmemiş olsa da, doğada telafisi mümkün olmayan değişimin çoktan yaşandığına dikkat çekildi.
📌Adalete Erişim Parayla Ölçülmemeli
Açıklamada, çevre davalarında karşılaşılan yüksek dava ve keşif masraflarının yurttaşların adalete erişimini fiilen engellediği ifade edildi.
Anayasa ile güvence altına alınan hakların, ekonomik güçle ölçülemeyeceği vurgulanarak, çevre davalarının sıradan yurttaşlar için “ulaşılamaz” hale gelmemesi gerektiği belirtildi.
📌“Haklısınız” Kararı Doğayı Geri Getirmiyor
İkizdere Çevre Derneği, projeler tamamlandıktan ve doğa geri dönülmez şekilde zarar gördükten sonra verilen “haklısınız” kararlarının yaşamı geri getirmediğine dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu kadar gecikmiş bir iptal kararı; ne nehre suyu, ne yamaçlara yeşili, ne de köylünün umudunu geri getirebilir.”
📌“Haklı Çıktık Ama Kaybettik”
Açıklamanın sonunda çevre davalarında gerçek adaletin; zamanında, uygulanabilir ve yaşamı koruyacak biçimde hayata geçen kararlar olduğu vurgulandı.
“Evet, bu davada haklı çıktık” denilen açıklamada şu cümleyle tablo özetlendi:
“Ama vadilerimizi, suyumuzu, ormanımızı ve çocuklarımızın yaşam alanlarını kaybettik.”
İkizdere Çevre Derneği, benzer davalarda adaletin gecikmeden tecelli etmesi çağrısında bulunarak, yargının sesinin yaşamın sesine daha erken ulaşması gerektiğini vurguladı.

