TANRILAR MECLİSİ KNİDOS’TA TOPLANDI

Datça’nın en uç yerinde, iki denizin birbirine sır verdiği yerde,
Knidos geceleri başka türlü kararır.
Rüzgâr burada sadece esmez; hafızayı da taşır.
Taşlar konuşmaz ama dinler.
Ve bazı geceler gökyüzü, denizden daha derindir.
Bu gece altı gezegen aynı hat üzerinde dizildi.
Çıplak gözle bakıldığında, sanki tanrılar göğün mermer basamaklarında yan yana oturmuştu.
Merkür fısıldıyordu:
Söz hızdır. Karar çabuktur.
Venüs parlıyordu:
Güzellik olmadan hiçbir düzen kalıcı değildir.”
Mars kızıl bir nabız gibi atıyordu:
Her çağ kendi savaşını doğurur.”
Jüpiter ağırbaşlıydı:
Adalet gecikir ama gökten düşmez.”
Satürn sabırlıydı:
Zaman, en büyük öğretmendir.”
Ve uzakta, gözle zor seçilen Uranüs
fısıltıdan da ince bir titreşimle konuşuyordu:
Değişim görünmeden başlar.”
Knidos limanında bir balıkçı başını kaldırdı.
O, bunun sadece yıldız olduğunu sandı.
Bir çocuk dilek tuttu.
Bir tarihçi, bunun sıradan bir göksel dizilim olduğunu not defterine yazdı.
Ama antik dünyada olsaydık, rahipler tapınağın basamaklarına çıkar,
Tanrılar meclisi toplandı” derlerdi.
Belki bir kralın düşüşü,
Belki yeni bir çağın başlangıcı…
Knidos’un taşları çok şey gördü:
Afrodit’in mermerden doğuşunu,
Roma gemilerinin limana girişini,
Terk edilmiş evlerin rüzgâra bırakılışını…
Gökyüzü her şeyi kaydetti.
Altı gezegen aynı çizgideyken,
evren şunu söyler.
Hizalanma nadirdir.
Ama asıl mesele gökteki düzen değil,
yeryüzündeki dengedir.
Datça gecelerinde bazen deniz bile susar.
O an, göğün matematiğiyle toprağın kaderi birbirine yaklaşır.
📷: @mayfotobuk

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir