BİR BABA OĞLUNUN BOĞAZINI NEDEN KESER?

Antik Çağda Knidos’ta bir baba, iktidarını sürdürmek için oğlunun boğazını kesti.
Dönemin yerel tarihçisi Aratades bunu saklamadı, yumuşatmadı, örtmedi.
Ne bir mecaz vardı burada ne de alegori.
Kan vardı. Keskin bir bıçak. Ve suskun bir gerekçe.

Aretades’in anlattığı bu sahne, Knidos’un mermerleri kadar soğuktur.
Ama mesele sadece antik çağın vahşeti değildir.
Asıl soru şudur.
Bir baba, düzeni korumak adına neyi feda eder?
Knidos, aklın ve ölçünün kentiydi.
Astronomiyle göğe bakmış, tıpla bedeni çözmüş,
sanatla güzeli aramıştı.
Ama aynı Knidos, şunu da bilirdi.
İktidar korkuya yaslandığında,
en önce kendi geleceğini boğazlar.
Bugün Datça’da yürürken,
rüzgâr aynı rüzgâr,
taş aynı taş.
Ama sorular değişmedi.
“Koruyoruz” denilerek kesilen her ağaçta,
“kamu yararı” denilerek susturulan her sesde, “yetkimiz yok” denilerek işgal edilen her sahilde, “mahkemeye verdik” diye geçiştirilen her kaçak otelde, gelecek adına yok edilen her yaşamda
o Knidoslu baba yeniden belirir.
Çünkü bu coğrafyada trajedi hep aynıdır.
Baba rolüne bürünen iktidar,
oğul olan geleceği kurban eder.
Knidos’ta oğul boğazlanırdı,
Datça’da ise yavaş yavaş nefessiz bırakılıyor.
Zeytinle, denizle, kamusal alanla,
hafızayla…
Antik metinler bize ibret olsun diye yazılmadı.
Onlar birer uyarıydı.
Şunu söylediler.
Eğer bir toplum, “düzen” adına kendi devamını feda ediyorsa, artık düzen değil, çürüme vardır.
Knidos bunu yaşadı.
Datça hala bir seçim noktasında.
Bıçak elde mi kalacak,
yoksa yere mi bırakılacak?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir