GALATASARAY GELMESE BU ÇİMLER YEŞERİR MİYDİ?

Futbolda bazen bir top yuvarlanmaz, bir çelişki yuvarlanır sahaya.
Fethiye İlçe Stadı’nda bugün yaşanan tam da budur.
Türkiye Kupası’nda ilk kez Galatasaray’ı ağırlamaya hazırlanan Fethiyespor, yıllardır kaderine terk edilmiş bir statla yaşamaya alışmıştı. Kapalı tribünü “çürük” diye yıkılmış, yerine geçici tribünler konmuş, zemini sezon boyunca idare eder hâle bile getirilememişti. Ta ki o kura çekilene kadar.
Birden bire hummalı bir çalışma başladı.
Çimleme, kumlama, ilaçlama…
Portatif tribünlere koltuk montajı…
“Maça yetişecek” telaşı…
İnsan sormadan edemiyor:
Galatasaray gelmeseydi bu zemin yapılmayacak mıydı?
Yetkililer “planlı bakım” diyor.
“Zemindeki görüntü geçici” diyor.
“Maç gününe kadar hazır” diyor.

İyi de…
21 Aralık’ta oynanan lig maçından sonra bakıma alınan saha, neden aylarca değil de tam Galatasaray maçı öncesinde bu kadar görünür bir özenle ele alınıyor?
Neden Fethiyespor’un lig maçları bu hassasiyeti hak etmedi?
Neden Fethiye’nin gençleri, çocukları, bu takımın kendi taraftarı için aynı refleks gösterilmedi?
Sorun zemin değil aslında.
Sorun kimin geldiğinde harekete geçildiği.
Bu ülkede küçük kulüplerin kaderi çoğu zaman “büyük misafir” gelene kadar beklemek oluyor. Kamera gelince asfalt dökülüyor, tribün gelince koltuk takılıyor, kupa gelince çim yeşeriyor. Futbolun eşitliği kağıtta, imkânlar ise vitrinde.
Fethiyespor bu kentin takımı.
Bu stat bu kentin stadı.
Bakım, onarım, yatırım; kupa maçına özel bir lütuf değil, sürekli bir hak olmalıydı.
O yüzden mesele Galatasaray değil.
Mesele şu sorunun cevabı:
Bir Anadolu kulübü, kendi lig maçları için neden bu kadar “önemsiz”, büyük bir takım gelince neden bu kadar “acil”?
Top sahaya çıktığında belki bu sorular duyulmayacak.
Ama çimlerin altında hâlâ duracaklar.

