TOTUM PRO PARTE

Latince bir söz bu.

Parçayı bütünün yerine koymak” demek.

Son günlerde bunun bir örneğini yaşadık.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğlaspor–Şanlıurfaspor maçında yaşanan olayların ardından bir paylaşım yaptı.

Dedi ki:

Birkaç kendini bilmez hadsiz tarafından sergilenen saygısızlığı hoşgörü ile karşılamamız düşünülemez.”

Ve kıyamet koptu.

Bu cümle, bir haftadır Muğla’nın üzerine bir sis gibi çöktü.

Vay, sen nasıl Muğla halkına hadsiz dersin?”

Medya bir ucundan tuttu, siyaset öbür ucundan.

Popülizm ve istismar enflasyonu.

Oysa mesele cümlede değil, bakıştaydı.

Çünkü bu topraklarda sık sık aynı hata yapılır.

Parça bütünün yerine konur.

Birkaç kişinin yaptığı bir eylem, koskoca bir topluma mal edilir.

Tribünün içindeki birkaç kirli ses, bütün şehrin sesi zannedilir..

Sonunda Ahmet Aras ile Muğlaspor Başkanı Menaf Kıyanç bugün basın toplantısı yaparak ortamı yumuşatmaya çalıştı.

Oysa gerçek şu.

O maçta olaylar çıkmadı mı?

Çıktı.

Türkiye Futbol Federasyonu Muğlaspor’a 165 bin lira ceza vermedi mi?

Verdi.

Peki o cezaya sebep olan “birkaç kendini bilmez”e ne oldu?

Hiç.

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Sorunun kendisiyle değil, yansımasıyla kavga edersen, faili bırakıp, kelimeyle hesaplaşırsan gölgelerle dans edersin.

Düşünün.

Biri mahallede camı çerçeveyi indirmiş, mahalleli de o yüzden ceza yemiş. Muhtar çıkıp “Bu camı kıran hadsizlere pabuç bırakmayız” diyor. Ama birileri hemen ordan bağırıyor: “Vay, sen bize nasıl hadsiz dersin!”

Eskiler der ya, “Lafın tamamı deliye denir.”

Akıllı adam, üzerine alınmaması gereken lafı bilir. Ama burada siyaset ve medya devreye girince, o “hadsiz” kelimesini alıp üzerine bir güzel sos döküp servis ettiler. “Bak, bak! Sana diyor!” diye gazı verdiler.

​Millet de maalesef bu oltaya geldi. Sözün asıl demek istediği (şiddete karşı durmak) uçtu gitti, geriye koskoca bir “Sen kime hadsiz diyorsun?” kavgası kaldı.

Daha önce belirtmiştim

Ahmet Aras’ın o sözü ne kadar doğruysa, o paylaşımı kaldırması da o kadar yanlıştır.

Çünkü geri çekilen her söz, gerçeğin değil, gürültünün kazandığını gösterir.

Tribün şiddeti bir gerçek.

Bu gerçeği konuşmak yerine, “kime söylendi” tartışmasına saplanılırsa şiddet büyür.

Ve sonunda olan şu olur:

Birkaç kişi ortalığı karıştırır, sonra kenara çekilir,

toplum birbirini yer.

Parça, bütünü yutar.

Sonra sorarız:

Ne oldu da bu hale geldik?”

Çünkü yanlış yere bakıyoruz.

Şiddeti yapanı değil de, şiddete kızanı dövmeye kalktığımız sürece o statlarda daha çok ceza yeriz, o “hadsizler” de her zaman aramızda dolaşmaya devam eder

Ne demişler?

Suç samur kürk olsa, kimse üzerine almaz.” Ama bir laf gelse, herkes üzerine alınmak için sıraya giriyor.

Ne garip dünya değil mi?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir