DÜN SUÇLAYANLAR, BUGÜN ALKIŞLAYANLAR

Hafızanın en büyük sorunu, kısa olması değil; işine geldiği kadar hatırlamasıdır.
Daha iki ay önce…
Datça Belediye Meclisi’nde Belediye Başkanı Aytaç Kurt gazetecileri hedef tahtasına koydu.
“Manipülasyon” dedi.
“Montaj” dedi.
“Şeytani” dedi.
Basını, suçla anılan isimlerle aynı cümleye yerleştirdi.
Kadin bir meslektaşı ismiyle hedef gösterdi.
Bu, eleştiri değil, bir mesleği itibarsızlaştırma girişimiydi.
Daha çarpıcısı şuydu:
O gün o salonda bulunan meclis üyelerinden, meslekten gelen bir kişi dışında tek bir itiraz yükselmedi.
Oysa sessizlik, bazen en güçlü onaydır.
Hemen ardından meslek adına en sert tepkiyi koyduk ve kamuoyu önünde bir özür bekledik.
Gelmedi.
Aksine, kendi aralarında WhatsApp gruplarında hakaretler yazıldı. Hatta biri “susturmanın yöntemini biliyorum” dedi. Nasıl susturacaksa! Yandaş medya oluşturulmaya çalışıldı.
Aradan zaman geçti.
Şimdi aynı meclisten bir isim, bu kez karanlık bir yerden gelen saldırının hedefinde.
İsimsiz…
İmzasız…
Sahte hesapların ürettiği belgesiz, delilsiz bir itibar suikastı.
Gazeteciler doğal olarak bu yönteme tepki koydu.
Bu; bir kişiyi savunmak değildi. Bir meclis üyesini korumak hiç değildi.
Bu; kirli yöntemlere karşı durmaktı.
Bu; isimsizliğin arkasına saklanan korkaklığa itirazdı.
Ve ne oldu biliyor musunuz?
Dün gazeteciliği suçlayanlar, bugün alkışladılar.
Oysa kalem, kimseye göre eğilip bükülmez.
Kişiye göre taraf değiştirmez.
Bugün sana, yarın başkasına çalışmaz.
Basın, hatırlayan bir hafızadır.
Dünü unutarak bugünü yazmaz.
Eğer dün basını itibarsızlaştırırsanız, yarın ona işiniz düştüğünde sadece kendinizi değil, söylediğiniz sözleri de hatırlatır size.
Çünkü mesele şu.
İmzasız iftira da yanlıştır, imzalı saldırı da.
Basın aynı yerde duruyor.
Ya siz?
Bir aynaya bakma zamanı gelmedi mi?

