BİR ÖLÜMLÜ OLDUĞUNU UNUTMA

Bir imparator ya da komutan büyük bir savaş kazandığında Roma’da görkemli bir zafer alayı düzenlenirdi. Halk sokakları doldurur, çiçekler atılır, ganimetler sergilenir, komutan dört atlı arabasıyla şehri dolaşırdı. O an neredeyse tanrı gibi görünürdü.
Ama Roma akıllı bir uygarlıktı.
İktidarın en büyük hastalığının kibir olduğunu biliyorlardı.
Bu yüzden komutanın hemen arkasında bir köle dururdu.
Ve kulağına sürekli şu cümleyi fısıldardı:
“Respice post te… Hominem te memento.”
“Arkaya bak… Senin de bir insan olduğunu unutma.”
Amaç, yetki ve kibir sarhoşluğu yaşayan komutanın tanrılaştığını sanmasını engellemek.
Bugün bu söz daha kısa bir ifadeyle biliniyor.
Memento mori.
Yani: “Ölümlü olduğunu hatırla.”
Kibir insanı kolayca sarhoş eder.
Yetki insanın kulağını ağırlaştırır.
Güç insanı gerçeklerden uzaklaştırır.
Bugün demokrasilerde o görevi basın yapıyor.
Gazeteciler bazen tam da o Roma kölesinin yaptığı işi yapıyor.
İktidarın kulağına eğilip şu cümleyi hatırlatıyor.
“Unutma… Sen de insansın.”
Ama bazı yerlerde bu fısıltı hoş karşılanmaz.
Sorular sorulunca rahatsız olunur.
Eleştiri gelince yüzler asılır.
Gazeteciler suçlanır.
Oysa kendisini eleştiren sesi susturan iktidar, aslında kendi aklını susturur.
Türkiye’nin çok yerinde olduğu gibi Datça’da da belki eksik olan şey büyük projeler, asfalt listeleri ya da tanıtım kampanyaları değildir.
Belki eksik olan şey belediye başkanının arkasında durup sakin bir sesle şunu söyleyen biri.
“Respice post te…”
Arkaya bak. Bir ölümlü olduğunu unutma!

