ZORAKİ BİR İZDİVAÇ: ASFALT VE DATÇA
Canan BAYKIZ
Asfalt oğlumuz iştah kabartıyor çok yakışıklı maşallah ama Datça kızımızla pek anlaşamazlar.
Asfalt acelecidir; Datça ağırdan alır.
Asfalt düz ister; Datça kıvrımı sever.
Asfalt sıcakla şişer, soğukta darılır;
Datça rüzgârla serinler, taşla nefes alır.
Datça’nın bir ihtiyar heyeti olsaydı,
asfalt kapıdan içeri bile alınmazdı
Derlerdi ki, “Evladım, niyetin iyi ama sen bize göre değilsin. Bizim kız ayağı taşa basar, toprağa değmeden yürümez.”
Asfalt bunu duyunca kızar, kabarır, çatlar.
Datça susar; çünkü bazı topraklar bağırarak değil, direnerek yaşar.
O yüzden mesele uyum meselesi. Uzun süre geçim meselesi.
Her yakışıklı her yere yakışmaz.
Her birliktelik her aileye uymaz.
Datça, asfaltı reddetmez belki ama
Datça, kendisine benzemeyeni tanır.
Çünkü bu kıyıların hepsi aynı şeyi bilir: Toprak mühürlenmez, dinlenir.
Bizim Datça, tıpkı Akdeniz, Ege ve Atlantik kıyısındaki arkadaşları gibi.
Doğal taş ister
Kilit parke ister
Geçirgen yüzeylere ihtiyaç duyar
Asfalt oğlumuzda bunlar yok.
Asfalt:
Toprağın nefesini keser
Yağmur suyunu yüzeyden akıtır
Kökleri boğar
Mikro iklimi daha da sertleştirir.
Bu yüzden asfaltı görünce
Datçalı şöyle der:
“ Yaşam alanım değişiyor.”
Ve son söz…
Datça bunu biliyor, bir ihtiyar heyeti gibi sabırla izler, gerektiğinde de uyarır;
çünkü mesele sadece yol yapmak değil, yaşam alanının, karakterin ve uyumun korunmasıdır.
Datça, doğası ve yaşam alanıyla uyumlu olana değer verir; asfalt ise doğayla ters düşen modern bir element.
Ne demişler; “Kızını mutlu görmek istiyorsan onu herkesten çok sen tanıyacaksın, koruyacak ve kollayacaksın.”
Haydi selametle…

