MUĞLA’YI KİM YÖNETİYOR?

Bazen bir metin sadece yazıldıklarıyla değil, yazdırdıklarıyla da konuşur.
Son günlerde Muğla siyasetinde dolaşan iki metin var.
Birinin altında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın imzası.
Diğerinin altında danışmanı Levent Arkan’ın.
Önce Arkan yazıyor, ardından Aras.
Ama her ikisi de aynı hikâyeyi anlatıyor.
Eskişehir ziyareti, Büyükerşen modeli ve Muğla için “Eskişehir mucizesi”.

Ama asıl dikkat çekici olan şey ziyaret değil.
Metinlerin birbirine neredeyse birebir benzemesi.
Aynı kelimeler…
Aynı sıfatlar…
Aynı övgü cümleleri…
Her iki metinde de aynı ifadeler tekrar ediyor:
Eskişehir mucizesi”,
bu mucizenin baş mimarı olan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen”,
eşsiz vizyon”,
sıra dışı projeler”.
Hatta cümlelerin ritmi bile neredeyse aynı.
Edebiyatçılar buna bazen “kalemin izi” der.
Her yazarın kendine özgü bir kelime dünyası var.
Kullandığı metaforlar, kurduğu cümleler, seçtiği sıfatlar onu ele verir.
Ahmet Aras‘ın sosyal medya hesabında yazıları Levent Arkan kaleme alıyorsa, o yazıda kendisini övmesi düşündürücü..
Bu yüzden insan ister istemez soruyor.
Bu iki metin iki farklı kalemden mi çıktı, yoksa aynı masadan mı?
Elbette siyasette bu çok şaşırtıcı bir durum değil.
Dünyanın her yerinde liderler konuşur, danışmanlar yazar.
Bazen danışman yazar, lider imzalar.
Bazen lider söyler, danışman metne döker.
Ama burada başka bir mesele daha var.
Her iki metnin merkezinde aynı iddia duruyor.
Muğla için Eskişehir modeli.
İyi de insanın aklına şu soru geliyor.
Muğla’yı kim yönetiyor?
Ahmet Aras yeni siyasete girmiş bir isim değil.
Bodrum’da yıllarca belediye başkanlığı yaptı.
Şimdi de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı.
Yani belediyeciliğin kapısından yeni girmiş bir yönetici değil.
O yüzden şu soru doğal olarak soruluyor:
Ahmet Aras’ın Eskişehir modelini öğrenmek için bir danışmana ihtiyacı var mıydı?
Türkiye’de yerel yönetimle az çok ilgilenen herkes Eskişehir’i bilir.
Büyükerşen’i bilir.
Tramvayı, parkları, kültür merkezlerini bilir.
Bu model neredeyse yirmi yıldır Türkiye’de anlatılıyor.
Dolayısıyla bir danışmanın çıkıp da “Eskişehir mucizesini Muğla’ya taşıyalım”
demesi biraz tuhaf duruyor.
Çünkü danışmanlar genelde yön göstermez, yöneticinin hedeflerini hayata geçirir.
Bir başka soru daha var.
Eğer Eskişehir gerçekten bu kadar iyi bir modelse,
Ahmet Aras Bodrum Belediye Başkanı olduğu yıllarda neden uygulamadı?
Neden şimdi?
Ve belki de en kritik soru:
Muğla’nın gerçekten bir “mucizeye” mi ihtiyacı var, yoksa iyi yönetime mi?
Çünkü şehirler sloganlarla değil, planla yönetilir.
Mucize kelimesi kulağa hoş gelir ama belediyecilikte mucize yoktur.
Orada planlama, şeffaflık, liyakat.
ve  süreklilik vardır.
Muğla’nın ihtiyacı olan şey de belki tam olarak budur.
Ama bütün bu tartışmaların ortasında hâlâ aynı soru duruyor:
Muğla’yı kim yönetiyor?

📌Levent Arkan’ın yazısı: https://www.facebook.com/share/p/1Ch7ahCMhh/📌Ahmet Aras’ın yazısı: https://www.facebook.com/share/p/1868J87ow5/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir