MUĞLA SİYASETİNDE TEFECİLİK GERİLİMİ

Datça’nın Sesi yazdı, Muğla‘da siyaset arenası karıştı.
AKP Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör, fırsatı kaçırmayarak, CHP Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Güzel hakkında kesinleşen “tefecilik” ile ilgili yargı kararını gündeme taşıdı.
CHP Genel Merkezi‘ne seslenerek, “tefeciyi görevden alın” çağrısı yaptı.
Bu, muhalefet etmenin doğal bir parçası.
Ancak burada asıl mesele başka bir yerde duruyor.
Eğer “siyasi ahlak” diyorsak,
Eğer “hukukun üstünlüğü” diyorsak,
Eğer “yüz kızartıcı suç” kavramını yüksek sesle telaffuz ediyorsak, bu kavramlar parti logosuna göre değişmemeli. Herkes önce kendi evinin önünü temizlemeli.
AKP Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör, fırsatı kaçırmayarak, CHP Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Güzel hakkında kesinleşen “tefecilik” ile ilgili yargı kararını gündeme taşıdı.
CHP Genel Merkezi‘ne seslenerek, “tefeciyi görevden alın” çağrısı yaptı.
Bu, muhalefet etmenin doğal bir parçası.
Ancak burada asıl mesele başka bir yerde duruyor.
Eğer “siyasi ahlak” diyorsak,
Eğer “hukukun üstünlüğü” diyorsak,
Eğer “yüz kızartıcı suç” kavramını yüksek sesle telaffuz ediyorsak, bu kavramlar parti logosuna göre değişmemeli. Herkes önce kendi evinin önünü temizlemeli.

Türkiye’de siyaset uzun süredir karşı tarafın dosyaları üzerinden konuşuyor. Ama benzer durumlar kendi kadrolarında yaşandığında aynı yüksek ton çoğu zaman kayboluyor. İşte tam da bu yüzden yurttaşın güveni aşınıyor.
Hukuk devleti seçici işlemez.
Etik tutarlılık partiler üstüdür.
İlkesellik, konjonktüre göre açılıp kapanan bir musluk değildir.
Bugün mesele sadece Ortaca ya da Milas değil.
Sadece CHP ya da AKP de değil.
Mesele, siyasetin kendi kendini denetleyip denetleyemediğidir. Eğer rakip bir partideki hukuki tartışma “anayasal sorun” olarak görülüyorsa, kendi partinde benzeri her durumda aynı refleks gösterilmelidir.
Aksi halde ortaya çıkan tablo şu.
Rakibe karşı sert, kendine karşı sessiz bir siyaset.
Oysa toplumun beklediği şey çok basit.
Rozete göre hukuk olmaz.
Ahlak, seçici olamaz.

