MESELE PENGUEN DEĞİL ASLINDA

Bir zamanlar gerçeği saklamak için ekrana çıkarılmıştı.
Bugün yorgunluğumuzu taşımak için paylaşılıyor.
Ama penguen hiç değişmedi, değişen biziz.

Bir zamanlar penguen, bir belgesel değildi.
Bir tercihti.
Sokakta gaz bulutları yükselirken, ekranda buzullar anlatılıyordu.
İnsanlar bağırıyordu, televizyon susuyordu.
Penguen o gün masum değildi; masumiyet kılığına sokulmuş bir inkârdı.
Absürttü.
Çünkü absürd bazen felsefi bir kavram değil,
canlı yayındır.

Yıllar geçti.
Meydanlar değişti, ekranlar çoğaldı, hakikat daha hızlı, daha kırılgan hâle geldi.
Ama penguen kaybolmadı.
Bugün penguen yeniden karşımızda.
Bu kez sosyal medyada.
Komik, sessiz, düşe kalka yürüyen videolarla.
Artık kimse pengueni “bilmeden” izlemiyor.
Herkes her şeyin farkında.
Ama farkındalık yetmiyor.
Çünkü değiştirmek yoruyor.
Bugünkü penguen baskının değil, yorgunluğun simgesi.
Bağırmaktan vazgeçmiş bir toplumun,
itirazı ironiye havale etme hâli.
Camus’ün absürd insanı, anlam olmadığını bilir ama yaşamayı sürdürür.
Bugünün pengueni de böyledir.
Ne umut satar, ne isyan çağrısı yapar.
Sadece şunu söyler gibi durur:
“Biliyorum.
Farkındayım.
Ama konuşamıyorum.”

Bir zamanlar penguen ekrandayken meydanlar yanıyordu.
O yüzden her penguen gülümsetmez.
Bazıları hafızayı dürter.
Ve hafıza, absürd çağlarda bile en tehlikeli şeydir.
Penguen hâlâ burada.
Mesele penguen değil aslında.
Mesele, biz ne zaman ona bakıp konuşmamayı seçtik?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir