MADENE KURBAN EDİLECEK TOPRAĞIMIZ YOK!

Bu bir slogan değil.
Bu bir pankart cümlesi hiç değil.
Bu, Akbelen Ormanı’de yaşayan insanların boğazından kopup gelen, toprağa karışmış bir feryat.
Çünkü toprak dediğiniz şey; tapu senedinden, ruhsat haritasından, şirket bilançosundan ibaret değildir.
Toprak; doğduğun yerdir.
Toprak; büyüdüğün, emek verdiğin, alın terini çocuklarının geleceğine yatırdığın yerdir.
Toprak; mezar taşlarının gölgesinde, zeytin ağacının kökünde, sabahın ilk ışığında duyulan kuş sesindedir.
Ve şimdi bu topraklara, “genişleme” deniyor.
“Verimlilik” deniyor.
“Kamu yararı” deniyor.
Ama kamu nerede?
Yarar kime?
Maden büyüsün diye köylü küçültülüyor.
Şirket kazansın diye yurttaş kaybediliyor.
Bir avuç sermaye daha rahat nefes alsın diye, binlerce insanın nefesi kesiliyor.
Akbelen’de olan şey yalnızca ağaç kesimi değildir.
Akbelen’de yaşam kesiliyor.
Akbelen’de yurttaşlık, kepçenin altına sürülüyor.
“Biz bu ülkenin yurttaşları değil miyiz?” diye soruyor köylüler.
Sorunun cevabı çoktan verilmiş gibi davranılıyor.
Çünkü eğer gerçekten yurttaş olsalardı,
hakları şirket sözleşmelerinden sonra gelmezdi.
Sesleri ÇED raporlarının dipnotuna sıkıştırılmazdı.
Jandarma bariyerleri, zeytin ağaçlarından önce dikilmezdi.
Bu ülkede yurttaşlık,
toprağını savunduğun an askıya alınıyorsa;
emeğini koruduğun an suç sayılıyorsa;
yaşam hakkın “ekonomik zorunluluk” gerekçesiyle erteleniyorsa;
orada mesele maden değildir.
Mesele düzendir.
Mesele, kimin yaşamasına izin verildiğidir.
Akbelenli köylüler şunu söylüyor:
“Biz gelişmeye karşı değiliz.”
Ama gelişme, birilerinin evini yıkıp diğerlerine kâr yazıyorsa;
o gelişme değil, yağmadır.
“Biz üretmek istiyoruz” diyorlar.
Toprağıyla, zeytiniyle, ormanıyla.
Ama bu ülkede üretim, toprağı koruyarak değil;
toprağı yok ederek tanımlanıyor.
İşte itiraz burada başlıyor.
Bu yüzden Akbelen, yalnızca Muğla’nın meselesi değildir.
Bu yüzden Akbelen, bir çevre başlığı değildir.
Bu yüzden Akbelen, bir yurttaşlık sınavıdır.
Ve bu sınavda sorulan tek bir soru var:
Bir ülkede insanlar mı yaşar, yoksa şirketler mi?
Cevap hâlâ yazılıyor.
Ama Akbelen’de insanlar, toprağın başında dimdik durarak şunu haykırıyor:
MADENE KURBAN EDİLECEK TOPRAĞIMIZ YOK!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir