DATÇA’LI HEYKELTRAŞ’TAN ÖZGÜR ÖZEL’E ÖZEL BİR HEDİYE

Bazen bir hediye, yalnızca bir hediye değildir.
Nereden geldiği, kime gittiği ve neyi anlattığı onu başka bir yere taşır.
Datça’da yaşayan heykeltıraş Halil İbrahim Sever’in Yeni Parti Başkanı Özgür Özel’e armağan ettiği dev asma yaprağı da öyle.
Bir ucunda Datça var.
Diğer ucunda Manisa.
Ortada ise binlerce yıllık bir hikaye…
Antik dünyanın mitolojisinde asma, sadece üzüm veren bir bitki değildi.
Bağbozumunun, bereketin ve coşkunun tanrısı Dionysos’un simgelerinden biriydi.
Asmanın hikayesi biraz da hayatın hikayesiydi.
Kış geldiğinde yapraklarını döker, dalları çıplak kalır, toprakta neredeyse ölmüş gibi beklerdi.
Sonra bahar gelirdi.
Asma yeniden uyanır, yaprak verir, salkım verir, üzüm verir.
Bu yüzden eski çağlarda asma; yeniden doğuşun, direncin, bereketin ve hayatın devamlılığının simgelerinden biri oldu.
Bu antik dünyanın en güçlü metaforlarından biriydi:
Dönüşüm.
İşte Halil İbrahim Sever’in eserini ilginç kılan taraf tam burada başlıyor.
Eser Datça’da doğdu.
Ama gittiği yer, üzüm denildiğinde Türkiye’nin ilk akla gelen topraklarından birinin insanıydı.
Manisalı Özgür Özel.
Manisa’nın bağı, üzümü ve asması sadece ekonomik bir değer değil; kentin kimliğinin parçası.
Bu nedenle Sever’in Özel’e başka bir eser değil de asma yaprağı armağan etmesi, ortaya hoş bir tesadüften daha fazlasını çıkarıyor.
Datçalı bir sanatçının elinde biçimlenen yaprak, üzümün yurdundan gelen bir siyasetçinin ellerine geçiyor.
Coğrafya ile sanat birbirine dokunuyor.
İşin içine Datça girince mitoloji kapıyı biraz daha aralıyor.
Çünkü burası Knidos’un toprağı.
Aphrodite’nin antik dünyadaki en ünlü heykellerinden birinin yurdu…
Bir tarafta aşkın ve güzelliğin tanrıçası Aphrodite ile özdeşleşen Knidos; diğer tarafta asmanın, üzümün ve şarabın tanrısı Dionysos.
Binlerce yıl sonra bu kez tanrılar değil, onların sembolleri konuşuyor sanki.
Knidos’un kıyılarından çıkan bir sanatçı, Dionysos’un kadim simgelerinden asma yaprağını biçimlendiriyor.
Ve o yaprak, Manisa bağlarının çocuğuna gidiyor.
Belki sanatın güzelliği de tam burada.
Bir yaprağa baktığınızda sadece damarlarını görüyorsanız o bir yapraktır.
Ama biraz tarih, biraz coğrafya, biraz mitoloji kattığınızda aynı yaprak size başka şeyler anlatmaya başlar.
Halil İbrahim Sever’in eseri de artık yalnızca bir asma yaprağı değil.
Datça’dan Manisa’ya uzanan, binlerce yıllık bir kültürün küçük ama anlamlı hikayesi.
