ÇEVRECİ AVUKATTAN DATÇA’DA ÖZELLEŞTİRMEYE TEPKİ

Muğla’nın gözbebeği Datça, bir kez daha Ankara’dan gelen özelleştirme kararlarıyla sarsılıyor. Son olarak Emecik’te 400 bin metrekarelik devasa bir alanın özelleştirme kapsamına alınmasının ardından, Datçalıların yıllardır sürdürdüğü hukuki mücadelenin mimarlarından Arb. Avukat Ali Kurt gazetemize çok çarpıcı ve tarihi nitelikte açıklamalarda bulundu.

Yüksek yargının “kamu yararını” ve “yurttaşlık hakkını” hiçe sayan kararlarını deşifre eden Av. Kurt, artık teknik hukuk yollarıyla bu talanı durdurmanın imkânı kalmadığını belirterek halkı toplumsal meşruiyet zemininde birleşmeye çağırdı.

📌Datça Kuşatma Altında: Emecik, Hastane Altı, Kargı

​Datça’nın doğası, sahilleri ve kamusal alanları sistematik bir şekilde kamunun elinden çıkarılarak sermayeye devrediliyor. Beş gün önce Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Emecik Mahallesi’nde mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait tam 400.000 metrekarelik alanı kaplayan 19 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı.

​Bu kararın bir “Kanun Hükmünde Kararname” (KHK) olmadığının altını çizen Avukat Ali Kurt, Datça’nın adım adım nasıl bir yağma planıyla karşı karşıya kaldığını şu kronolojiyle özetledi:

3 Yıl Önce: Kargı mevkiindeki 128.000 m² alan özelleştirme kapsamına alındı.

2 Ay Önce: Kamuoyunda “Hastane altı mevkii” olarak bilinen sahil bandındaki eski hastane arsası aynı usulle hedef seçildi.

Bugün: Emecik’teki 400.000 m² devasa hazine arazisi ranta açılıyor.

 

​📌Danıştay’da Hukuk Skandalı: “Ota B… Dava Açılmaz” Zihniyeti!

​Datçalılar, bu kararlara karşı geçmişte de büyük bir kararlılıkla yargı yoluna gitmişti. Ancak Türkiye genelinde TEİAŞ’a ait 243 parsel arazinin özelleştirilmesine karşı Datça’da yaşayan 37 yurttaşın avukatı olarak dava açan Ali Kurt, Danıştay 13. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) altına imza attığı “hukuk faciasını” ilk kez bu kadar net belgelerle açıkladı.

​Av. Kurt, Danıştay 13. Dairesi’nin 13.06.2023 tarihli (E: 2022/4578, K: 2023/2984) kararında adeta yurttaşlara “Siz de çok oldunuz, ota b.. dava açılmaz ki” denmek istendiğini vurguladı.

​📌Savcı “Hukuksuzluk Var” Dedi, Mahkeme Dinlemedi!

​Dava sürecinde Danıştay Savcısı Berrin Karınca, mahkemeye sunduğu tebliğde tarihi tespitlerde bulunmuştu. Savcı Karınca’ya göre:

1. ​Yetki Gaspı Var: 2017 Anayasa değişikliğinden sonra Cumhurbaşkanına, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun yerine geçerek sürekli ve kendi takdiriyle özelleştirme kararı alma yetkisi verilmemiştir. Cumhurbaşkanı kararı yetki unsuru yönünden hukuka aykırıdır.

2. ​Toptancı Yaklaşım Hukuksuzdur: 243 parsel için ayrı ayrı inceleme yapılmadan, “toptancı” bir yaklaşımla karar alınması idari işlemlerde bulunması gereken “belirlilik ilkesine” ve Özelleştirme Yasası’nın amacına aykırıdır.

​Ancak Danıştay 13. Dairesi, yasanın açık hükmünü ve savcının bu haklı uyarısını göz ardı ederek 2/3 çoğunlukla “Cumhurbaşkanı tek başına bu yetkiyi kullanabilir” dedi. Karara muhalefet şerhi koyan iki üyenin ise 40 yıllık tecrübeli, biri doçent unvanlı idare hukuku yargıçları olması, kararın siyasi niteliğini gözler önüne serdi.

​📌İDDK’dan İkinci Faciayı Büyüten Karar: “Datçalının Kendi Memleketinde Söz Hakkı Yok!”

​Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), 21.12.2023 tarihli (E: 2023/2469, K: 2023/3196) kararında hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir “ehliyetsizlik” kararına imza attı. İDDK çoğunluğu (4/9), Datçalıların bu talana karşı dava açma ehliyetinin (menfaat ilişkisinin) bulunmadığına hükmetti.

​Yüksek mahkeme, Datçalı yurttaşların iddialarını “soyut ve genel” bularak, Muğla dışındaki araziler için ise “vatandaşlık sıfatının ötesinde kişisel, meşru ve güncel menfaat ortaya koyamadıklarını” iddia etti.

​📌”Fransa Örneği” ile Mahkemenin Cehaleti Deşifre Edildi

​Avukat Ali Kurt, yüksek yargıçların idare hukukunun en temel kurallarını bile bilmediğini veya bilerek çarpıttığını şu sözlerle ifade etti:

​”Bizim idare hukukumuzda, Fransa’dakinin aksine, dava açılması otomatik olarak idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Yürütmeyi durdurmak için çok ağır şartlar gerekir. Durum buyken, mahkemenin ‘her önüne gelen dava açarsa idarenin işleyişi bozulur’ bahanesine sığınması tamamen hukuk dışıdır. Bu, ‘aman canım her önüne gelen de dava açmamalı’ demektir.”

 

​📌”Teknik Hukuk Bitti, Şimdi Toplumsal Meşruiyet Zamanı!”

​Eski hastane alanında gerçekleştirilen halk toplantısında Datçalılara seslenen Arb. Avukat Ali Kurt, gelinen noktada durumun vahametini net bir dille ortaya koydu ve yeni mücadele hattını çizdi:

​”Hukuk devleti ilkesinden hızla uzaklaşıldığı günümüzde artık sadece dava açarak, teknik hukuk araçlarını kullanarak bu gidişi durdurmanın olanağı kalmamıştır. O halde yapılması gereken, bu tür kararların toplumsal meşruiyetinin bulunmadığını geniş kitlelere anlatmaktır.”

📌Datçalılar ranta karşı birleşmelı

​Hukukun sadece “yazılı yasalardan” ibaret olmadığını vurgulayan Kurt, toplum vicdanında karşılığı olmayan, halkın rızasını almayan hiçbir kararın meşru kabul edilemeyeceğini belirtti. Datça halkının bıkmadan, usanmadan meydanlarda, sahillerde ve mahallelerde bir araya gelerek ranta karşı ses yükseltmesi gerektiğini söyleyen tecrübeli hukukçu, sözlerini kararlılıkla bitirdi:

​”YILMAK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!”

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir