BURADA AYAĞINI SUYA SOKMANIN BEDELİ: 150 TL

Bir ülkenin ironisi bazen tarifeyle yazılır.
Eskiden deniz bedavaydı.
Yanlış anlaşılmasın, romantik bir nostalji yapmıyorum. Gerçekten bedavaydı. Yani en azından yürüyerek gidip ayağını suya sokmanın bir tarifesi yoktu. Devlet, “buyur vatandaş, bu senin kıyın” derdi. Şimdi ise yeni bir medeniyet aşamasındayız:
Ayağını suya sokmanın fiyatı var.
Marmaris Manşet’te Ercan Arslan‘ın haberinde okudum. Muğla’nın göz bebeği Ölüdeniz Kumburnu Plajı için açıklanan 2026 tarifesi aslında bir fiyat listesi değil; bir zihniyet belgesi.
Yaya giriş: 150 TL.
Yani artık mesele denize girmek değil, denize yaklaşabilmek.
Eskiden arabayla girene ücret alınıyordu. Mantık basitti: Araç getiriyorsan alanı kullanıyorsun. Şimdi yeni bir keşif yapıldı:
İnsan da bir araçtır.
Yürüyerek gelen de alanı tüketiyormuş. Nefes almak, kumda yürümek, ufka bakmak… Hepsi birer “hizmet” sayılmış olacak ki artık fiyatlandırıldı.
En çarpıcı tarafı ise şu:
Buranın adı hâlâ “halk plajı.”
Evet, halkın.
Ama hangi halkın?
150 TL’yi verip sadece içeri girebilenin mi, yoksa 2000 TL’ye şezlong kiralayıp güneşi satın alanın mı?
İki şezlong bir şemsiye: 2000 TL.
Yani deniz bedava değil artık, gölge bile ayrı bir sınıf meselesi.
İşin daha şiirsel (!) tarafı ise yönetim modeli.
2020 yılında bu doğa harikası alanın işletmesi MUÇEV tarafından devralındı.
Adı “çevre koruma.”
Sonuç: İnsanla doğa arasına turnike.
Eskiden kıyılar için bir cümle vardı:
“Kıyılar herkesindir.”
Şimdi o cümlenin altına küçük bir dipnot eklenmiş gibi:
“Ama girişte gişeye uğramayı unutmayın.”
Sosyal medyada “ayağını suya sokmak 150 TL” diye dalga geçiliyor ya…
Aslında kimse dalga geçmiyor.
Herkes gerçeği, mizahın arkasına saklayarak anlatıyor.
Çünkü bu artık bir fiyat meselesi değil.
Bu, kamusal olanın nasıl yavaş yavaş özel hale getirildiğinin en çıplak örneklerinden biri.
Bugün yürüyene ücret,
yarın nefes alana kota.
Abartı mı?
Dün denize girmek bedavaydı.
Bugün yürümek paralı.
Yarın neyin “lüks” ilan edileceğini kim garanti edebilir?
Belki de mesele şu soruda düğümleniyor:
Deniz mi değişti, yoksa biz mi?

