BULUTLAR NEDEN HEP SANDRAS’A KOŞAR?

Dağlar kanatlıydı eskiden
Canları istedikleri zaman
Vurup kanatlarını kalkar
Diledikleri yere konardı.
Dağların bu kalkıp konması
Toprak Ananın canını yakıyor, acıtıyordu.
Sonunda Tanrı acıdı da toprağa,
Dağların kanatlarını kesti.
Bu kesilen kanatlar bulut oldu.
O yüzdendir bulutların hep dağlara dağlara koşması.”
#ŞadanGökovalı
Muğla’da dağlar hep böyle anlatılır.
Uçan, savaşan, konuşan dağlar…
Söylenceye göre asırlar önce Batı Toroslar’da iki dağ savaşıyordu: Sandras Dağı ile Atkuyruksallamaz Dağı.
Atkuyruksallamaz’ın attığı kayalar Sandras’a ulaşmıyordu.
Ama Sandras’ın fırlattığı dev taşlar rakibinin zirvesini parçalıyor, yıkıyordu.
Sonunda Atkuyruksallamaz pes etti.
Rakibine, “sen dırazsın” dedi, yani “sen ulusun, sen yücesin.”
Efsane böyle.
Ama Muğla’da efsaneler sadece masal değildir.
Bir dağın gücünü anlatırken aslında onun karakterini anlatırlar.
Muğla’nın bazı dağları taş hafızadır.
Bazıları ise su hafızası.
Sandras, ikincisidir.

 

Ege’nin en yüksek zirvelerinden biri. Yazın bile serin, kışın karla örtülü. Ama onu asıl yüce yapan yüksekliği değil; tuttuğu sudur. Muğla’nın içtiği suyun, suladığı toprağın, beslediği zeytinin görünmeyen kaynağı.
Eskiler dağlara boşuna kutsal demezdi.
Çünkü dağ, suyu tutar.
Su, hayatı tutar.
Mitolojide dağlar tanrıların evidir.
Anadolu’da ise dağ, daha sade bir gerçeğin evidir: kaynayan bir pınar.
Ve pınar her şeydir.
Şimdi Sandras’ın eteklerinde başka kelimeler dolaşıyor.
Ruhsat.
Sondaj.
Cevher.
Ekonomik katkı.”
Hep aynı cümleyle başlıyor:
Kalkınma.”
Sormak gerekiyor:
Bir dağın içini oyarak kalkınabilir misiniz?
Suyu kirleterek büyüyebilir misiniz?

 

Bir şehre “uzun yaşam” başlığı atarken, o yaşamın kaynağını riske atabilir misiniz?
Muğla için temiz hava, sakin hayat, doğal çevre deniyor.
Peki o doğal çevreyi dinamitle tartmaya başlarsak ne kalır geriye?
Altın toprağın altında bir kez çıkar.
Su ise her gün hayat verir.
Altın kasaya girer.
Su kana karışır.
Altın birkaç şirketin bilançosunu büyütür.
Su bir kentin geleceğini.
Bazı kararlar sadece ekonomi değildir.
Bazıları suyun kaderidir.
Sandras bugün bir dağ değil; bir tercih.
Kısa vadeli kazanç mı, uzun vadeli yaşam mı?
Bir gün çocuklarımız Sandras’a baktığında ne diyecek?
Buradan Muğla’nın suyu doğardı” mı?
Yoksa
Burada bir zamanlar pınarlar vardı” mı?
Latmos’ta soru taşın hafızasıydı.
Sandras’ta soru suyun hafızası.
Ve su hafızayı affetmez.
Çünkü su kirlenirse, yalnız dağ değil, şehir de susar.
Şimdi karar zamanı.
Altın mı, su mu?
📌English Summary
Sandras Mountain is not merely a peak rising above Muğla; it is the source of the region’s water, its silent reservoir of life. The cool evenings, olive groves, and long life expectancy often associated with Muğla are deeply connected to the springs born on its slopes.
Today, however, mining exploration threatens this fragile balance. The debate goes beyond gold and economic gain — it concerns water, sustainability, and the future of an entire region. The question is simple yet profound: Can a city’s long-term well-being be sacrificed for short-term extraction?
At Sandras, Muğla’s future is being tested.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir