BAZEN BİR COĞRAFYA UMUDU YENİDEN YEŞERTİR

Datça merkezde ve çevre mahallelerde kurulan stantlar, sadece ürün değil; emek, hafıza ve yerel kimlik sundu. Konserler, halk oyunları, atölyeler ve çocuk sesleri gün boyu birbirine karıştı. Festival, izlenen değil, yaşanan bir hakikate dönüştü.

Bando, davul ve zurnanın ritmiyle ilerleyen festival korteji; tahta bacaklar, jonglörler ve halk oyunları ekipleriyle Datça sokaklarını şenliğe çevirdi. Kortejin ardından Palamutbükü’nde ve Datça merkezde badem kırma yarışmalarının elemeleri yapıldı. Finale kalanlar, yarın ana sahnede hünerlerini sergileyecek.
Açılış kortejinde; yerel yöneticiler, siyasiler ve çok sayıda davetli yer aldı. Festivale uzaktan da selam vardı; gönderilen mesajlar, Datça’dan yükselen umudun yalnız olmadığını gösterdi.
“Datça’da Başka Bir Dünya Var”

Festivalin belki de en çok alkış alan sözleri, badem çiçeğinin anlamı üzerine kuruldu.
“Kışın ortasında açar badem çiçeği. Kışa rağmen umutla açar.”
Bu cümle, sadece bir tarım gerçeği değil; Datça’nın kendisi gibiydi. Zor zamanlarda bile vazgeçmeyen, erken açan, risk alan bir umut hali…
Konuşmalar boyunca badem; bir ürün değil, bir emek, bir alın teri, bir dayanışma sembolü olarak tarif edildi.

Ödüllü Yemek Yarışması’nda zeytinyağlılar, deniz mahsulleri ve bademli tatlılar yarıştı. Reşadiye’nin geleneksel düğün yemekleri ise misafirleri geçmiş zamanlara taşıdı: keşkek, nohutlu et, yoğurtlama ve helva… Hepsi aynı sinide, aynı hikâyede buluştu.

En hızlı badem kıranlar, en iri bademi yetiştirenler ve en bakımlı bahçeler ödüller için yarıştı. Tarım, rekabet değil; gurur vesilesi oldu.
Konukların dilinde şu cümle kaldı.
“Bazen bir coğrafya, dünyaya yeniden inanmak için yeterlidir.”


