AĞACI KESMEK SERBEST AĞACI KORUMAK SUÇ


Memleketin adalet terazisi bazen öyle bir sapıyor ki, insan hangi kefenin kasıtlı olarak hafifletildiğini düşünmek zorunda kalıyor. Akbelen Ormanı’nda yaşanan tam da böyle bir hikaye…

Siz, Akbelen’in toprağını hiç elinize aldınız mı?
Kum değil o, çamur değil, sıradan bir toprak hiç değil…
Bir annenin avuç içi gibi sıcak, bir çocuğun nefesi gibi taze,
yüzyılların sessizliğini saklayan bir hafıza.
Her bir kök, yeraltında birbirine dokunan bir hikâye.
Her çukurda kuşların gölgesi,
her kıvrımda bir suyun türküsü var.

Şimdi, bu toprağa, bir ağaca sarılmanın suç sayıldığı bir memlekette yaşıyoruz.
Ağaçları kesenlerin kepçesi özgür, ağaca sarılanların kolu kelepçeli.
Ormanı talan edenlerin önü açılırken, ormanı savunanların yolu mahkeme kapılarına bağlanıyor.
Bugün bu ülkede bir ağaca sarılmak, bir ormanı savunmak, bir toprağın hakkını aramak “suç” başlığı altında mahkeme dosyalarına giriyor.

Ferah Gümüş ve Güven Göknar…
İkisi de bir şirketin değil, bir ormanın yanında durmayı seçtiği için sanık sandalyesine oturtuldu.
İkisi de ellerinde bir çıkar, bir imtiyaz, bir menfaat olmadığı için, sadece “Bu orman hepimizin” dedikleri için yargılanıyor.
Onlara yöneltilen suçlamalar, memleketin vicdanında yankılandığında komik bile bulunamayacak kadar zayıf.
“Ormanı izinsiz korumuşlar.”
“Kesime itiraz etmişler.”
“Direnmişler.”

Çağımızın yeni suçu: Direnmek.
Ama ne için?
Bir şirketin kâr hanesine değil, bir çocuğun geleceğine sahip çıkmak için.
Akbelen’de sadece ağaçlar kesilmedi.
Bir adalet duygusu da kesildi.
Bir hukuk inancı budandı.
Bir halkın sesi susturulmak istendi.

Ama ormanlar ilginçtir. Bir dalı kesseniz bile, kökleri susmaz. Kökler yerin altında birbirine tutunur ve sessiz bir dayanışma büyütür. İşte Akbelen’de olan budur.
Direniş büyüdü, ses çoğaldı, kökler birbirine tutundu.
11 Aralık Perşembe günü, saat 10.10’da
Milas 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde
Ferah Gümüş ve Güven Göknar hâkim karşısına çıkacak.

O gün yargıladıklarını zannettikleri iki isim, aslında toprağın, suyun, kuşun, zeytinin tanıklığıyla yargının ne kadar yalnızlaştığını gösterecek.
Ve avukat Remzi Kaymaz ile muhtar Nejla Işık tanıklıklarıyla dimdik o duruşma salonunda olacak.

Tarih hiçbir zaman ağacı kesenleri yazmadı, ağacı savunanları yazdı.
Şimdi, bu vicdan sınavı bir kez daha mahkeme kapısına taşınıyor.
Bu dava bir memleketin nefes hakkının davasıdır.
Oraya gidenlerin adımları sadece adliyeye değil, Akbelen’in yaralı gövdesine, kesilen ağaçların gölgelerine, geleceğin ormanlarına yürümüş olacak.

Ormanı savunanlar değil, ormanı talan edenler yargılanmadıkça, bu ülkenin adalet terazisi hep eksik kalacak.
O yüzden sözümüz nettir.
Ormanlar hepimizin.
Vicdan da öyle.
Haydi dayanışmaya…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir